
Döndük. Doğadan gerçek hayata döndük. Kurallar dünyasına, zorunluluklara, şehrin kirliliğine... Dönüş üzücü oldu. Bir kez daha anladık ki şehir hayatı bize göre değil.
Sıkıntılı kısmı bir kenara bırakıp Karadeniz gezisinden bahsedeyim biraz; koyu yeşil Karadeniz gezisinden.
Doğu Karadeniz macerası boyunca ciğerlerimiz genişledi, işaret parmaklarımız deklanşörle yapışık gezdi, gerçek dünyadan koptuk ve ağzımız kulaklarımızdaydı. Rehberimiz Muhammet sayesinde adrenalinli ve dolayısıyla neşeli bir tatil yaptık. Bukla ile yaptığımız turda aklımda olumsuz bir şey kalmadı. Tek söyleyebileceğim şey turlara katılmak için kondüsyonunuzun yerinde olması lazım çünkü Bukla'nın en hafif turunda bile tırmanışlar ve uzun yürüyüşler var. Yaşınız kaç olursa olsun Bukla sizi beklediğini söylüyor ve evet yaşınız kaç olursa olsun 'kondüsyonunuzun iyi olması' koşuluyla bu tura katılabilirsiniz.
Bu tura veya herhangi bir tura katılıp gezmek isteyenler için asıl koşul ise doğa ile uyumlu olmak. Eğer çöpünüzü bir tepecikten aşağı atacak kadar düşüncesiz, çöpü cebinizde ya da çantanızda taşıyamayacak kadar sabırsızsanız lütfen evinizden bile dışarı çıkmayın. Çıkmayın ki doğa temiz kalsın.

Çıkışta da inişte de etrafta organik olmayan çöplerle karşılaşıp gördüğümüz kadarını topladık. Rehberimiz Muhammet üşenmeden uzaklarda gördüklerini bile topladı. Bu çöpleri buralara atan insan evlatlarının birer zeka yoksunu olduğunu düşünüyorum. Kafası çalışan hiç kimse bunu yapmaz, yapamaz.
Tur boyunca fotoğraf çektim, herkes gibi, çünkü çekilmeyecek gibi değildi. Hayatım boyunca böyle bir doğa ile hiç karşılaşmamıştım. Giderken hayalini kurduğumuz yoğun bulutlar, sis ve yağmura ne yazık ki pek denk gelemedik. Gittiğimiz dönem Karadeniz için normal olmayacak kadar sıcaktı. Takdir edersiniz ki; öğle vakti, güneşin altında fotoğraf çekmek pek iyi sonuç vermeyeceğinden tercih edilmez. Ama yine de, hafızamızı arada bir yenileyecek hatıra fotoğraflarını çekmekten kendimizi alıkoyamadık. Arada bir sis çöktü, yukarılara tırmandıkça yoğun sisle karşılaştık ve son gün yağmuru az da olsa koklayabildik.
Bundan sonraki birkaç yazım da Karadeniz'le ilgili olacak. Karadeniz'in muhteşem doğası, Karadeniz'in insanları, ağaçları kurutan hastalık, Karadeniz lezzetleri ve birkaç konu daha. Son zamanlarda Lezzetin İzinde'nin çıkış noktası İstanbul'un 100 Lezzeti'ni takip etmediğimin farkındasınızdır. Sebebini daha önceki yazılarımdan çıkarabiliyorsunuzdur. Kalan otuz küsur yerden gitmeyi düşündüğümüz pek bir yer kalmadı. Aynı tabağın fiyatı bir başka yerde üç kat daha az fiyata yenebilirken bu yerlere gidip yemek, kat kat fazlasını ödemek, o yemeğin fotoğrafını çekmek ve buraya koymak istemiyorum. Kalan yerlerden bir iki tanesini daha yazıp Lezzetin izinde'de bu listenin takibine son vermek istiyorum. Belki sizden gelen önerileri değerlendirebilirim. Ama şu ana kadarki kararım, Zihinsel Lezzetler'e devam etmek.
yazının tamamı...