2006/10/19

Hayıtbükü'den Görüntüler ve Anımsamalar


Hayıtbükü'nde geceler de çok hoş oluyor; güzel bir müzik ve orada kendiliğinden olan muhteşem bir manzara ile. Hayıtbükü'nde dolunaya denk gelmek benim için güzel bir şanstı. Akşamım elimde üçayakla, rüzgar tarafından gezdirilen bulutların arasından ortaya çıkan ayışığının düştüğü yerleri fotoğraflamakla geçti. Bir süre sonra da oturup Ortam Pansiyon'da çalan güzel müziği dinledim; Diana Krall ve Norah Jones. Birgün siz de Hayıtbükü'ne uğrarsanız geceleri ısınmak için siz de dağçayı için. Datça tarafında yetişen bitkinin üzerine kaynamış su konulup içiliyor. Ortam Pansiyon'un sahiplerinden Süleyman bey, asla vazgeçmeyeceğini söylediği yeşil limonlardan da bir dilim atıyordu her defasında fincanın içine. Aşçı bey, yeşillerin suyunun çıkmadığını, sarıların daha sulu olduğunu söylese de Süleyman bey, yeşil limondaki aromanın hiçbirinde olmadığını düşünüyordu. Gerçekten de farklı bir aroması var. İki aşçı, iki düşünce; bence ikisi de haklı.

Hayıtbükü'nde kaldığımız pansiyon; Ortam'da kahvaltı etmek büyük zevkti. Genelde otel ya da pansiyonlarda kahvaltı dahil ödemeler yaptığınızda uyandığınız sabah sizin için pek de neşelendirici olmaz. Belki de düşünce şudur; "Bu fiyata bizden bir de ağızlara layık kahvaltı beklemesinler!" Ama Ortam Pansiyon eşdeğer fiyatlı diğer pansiyonlara bu işin nasıl yapılacağını öğretecek bir yer. Tıpkı Adrasan'daki İkizler Pansiyon gibi. İkizler Pansiyon da temizliği, yemekleri ve fiyatıyla bizi çok memnun eden yerlerden birisiydi. Hala öyle mi bilmiyorum ama bundan iki üç sene önce oradan da çok mutlu ayrılmıştık. Ortam Pansiyon'da kahvaltıda bol taze domates ve bol taze biber, lezzetli peynirler ve zeytinlerle karşılaşabilirsiniz. Yanında da istediğiniz gibi pişirilmiş yumurta ile. Detaylandırmama gerek yok; kısacası temiz, taze ve doyurucu olduğunu söylemem yeterli.

Bir sabah, bu rutin lezzetli kahvaltının yerine, pansiyonun sahiplerinden Mahmut bey'in ailesinin bahçesine davet edildik; biz ve tatilde tanıştığımız iki çift. Zaten bizden başka sadece bir çift kalıyordu pansiyonda; ellili yaşlarında Alman bir çift. Diğer çift ise; Ortam'a sadece yemekleri için uğrayan, Hayıtbükü'nün tekneciler için bir cennet olduğunun farkında olan Hollandalı tekneci bir çiftti.
Bahçede yaptığımız kahvaltı ve geziden bahsetmeden önce bir ara vermek ve Alman çiftten bahsetmek istiyorum kısaca; Wolfgang ve Birgit'ten. Sanki benim ve Mert'in yaşlanmış halleriydiler. Sürekli sohbet ediyor, sohbet ettikçe şaşırıyor, şaşırdıkça daha da derin konulardan bahsediyorduk; sabah, öğlen, akşam... Tüm düşüncelerimiz aynı yola çıkıyordu. Onlar Almanya'da biz ise Türkiye'de yaşıyorduk, onlar ellibeş yaşlarında biz ise otuzlarımızdaydık. Okuduğumuz okullar, yaşadığımız çevre apayrıydı ama hayallerimiz, düşüncelerimiz, ideallerimiz, sıkıntılarımız, zevk aldığımız filmler, kitaplar, hepsi ortaktı. Onlardan birçok şey de öğrendik. Ayrılırken şunu hissettim ve söyledim: "Paul Auster'in romanından bir sahnede yer alıyormuşuz gibi hissediyorum."

Kahvaltı ve bahçeye döneyim: Mahmut beyin annesi ve eşi bize çiğ börekli güzel bir sofra hazırlamışlardı. Çay, sohbet, bahçede güzel bir gezi ve ardından pansiyona dönüş. Hayıtbükü'nden ayrıldıktan çok sonra, oradan çok uzakta bize bahçelerinden verdikleri mandalina ve narı yerken yine ağzımızda ve düşüncelerimizde güzel tatlar bıraktılar...

Bu yazıya ilişkin yorumlar (9)

Anonymous gözlem şöyle demiş...(10/20/2006 10:03:00 AM 
merhaba , tanısmadık ama Hayıtbükünde bizde ordaydık :)Ben ve irlandalı sevgilim.biz emekli ögretmen (sohbeti çok hoş)osman aydenız ın pansıyonunda kalıyorduk.aksam yemekleri için vazgeçilmezimiz ortam pansıyon idi.ama tesadüfen dolunay fotografını gördüm ve birden anımsadım.bizim arka masada bu güzelliği fotografa yansıtan birini hatırladım.fotografçılık hep etkilemiştir beni...gercekten cok sanslıyız dolunayın bu güzelliğini keyfınce yasadık.biz sadece tatilimizin son iki gününü hayıtbüküne ayırdık ama orda bigün kalınca daha cok kalmak istedik.hiçbiryer bizi öyle etkilemedi diyebilirim.hatta evlenmeye karar verırsek seneye aynı tarıhlerde orada sade bir düğün yapmak istediğimizi Ortam pansıyondan Süleyman Bey e söyledik bize elinden gelen herşeyi yapabileceklerını söyledi, cok hoştu..yatlardan bırınde nikahınızı kıyarız hatta yata kadar kırmızı halı sererım size dedi.Gel de evlenme :))çok teşekkür ediyoruz burdan misafirperverlikleri için.İstanbul da yasayanlar anlar, öyle insanların hala varoldugunu görünce içim içime sığmadı istanbul u terkedesım geldi.eski datçanın da farklı bir büyüsü var, ısrarla tavsiye ederim.ama hayıtbükü gercekten bambaska...orada bir pansiyon işletmek için arastırmalara baslıycam sanırım :)

Anonymous İsimsiz şöyle demiş...(10/20/2006 02:44:00 PM 
NE ENTERESAN.MARMARİS'TE YAŞIYORUM AMA MEMLEKETİMİ SİZDEN ÖĞRENİYORUM.BİR ADIM ÖTEMİZDEKİ GÜZELLİKLERİ GÖREMEYECEK KADAR ÇOK MU ÇALIŞIYORUZ ACABA?NEYSE YAZINIZ VE BİZE KAZANDIRDIKLARINIZ İÇİN TEŞEKKÜR EDERİM.
SİBEL

Blogger xprodoksit şöyle demiş...(10/23/2006 01:07:00 AM 
Sevdiklerinle Beraber

Mutlu ve Huzurlu

Bayramlar

Blogger Basak şöyle demiş...(10/27/2006 11:28:00 PM 
Gözlem merhaba,
Arka masamızda oturan çifti anımsıyoruz, çalan şarkıyı kimin söylediğini "Türkçe" soran sanırım İrlandalı sevgilinizdi. Siteme nereden ulaştınız, ne güzel tesadüf. :) Yorum için teşekkür ederim, sevindim. :)

Sibel hanım, ben de çok şey bilmiyorum ki, rastladıklarımı aktarmaya çalışıyorum. Marmaris kocaman bir yer.
Yorumunuz için çok teşekkür ederim. :)
Xprodoksit, teşekkürler, size de mutluluklar...

Anonymous Özgül şöyle demiş...(11/04/2006 02:30:00 AM 
Basak canim, ne kadar sahane bir resim. Bayildim, vatanimizin güzelligi cektigin ve bizlere sundugun resimle dahada bir ortaya cikmis. Söyliyecek söz bulmak zor. Tesekkürler canim.

Anonymous damla şöyle demiş...(1/20/2007 09:34:00 PM 
hayit bukunde gabaklar pansiyonun denizi....muhtesem tek kelime ile ama birde su yatlar sintinelerini bosaltmasalar...hic kiymetini bilmiyoruz

Anonymous İsimsiz şöyle demiş...(1/11/2008 05:55:00 PM 
Geçen yaz Hayıtbükünde idik. Öncelikle koyu çevreleyen tepelerden dolayı klostrofobik bir bolge olduğunu düşünüyorum. En kötü tecrübe ise, açıkdaki teknelerin boşalttığı sintineden dolayı denizin kirli olmasıydı. 5 yaşındaki çoçuğumuzu denize sokamadık, çocukda da köpük fobisi oluştu.. ;-) Dediklerine göre tekneler uluslararası sularda boşaltıyorlarmış sintinelerini, bu yüzden kimse birşey yapamıyormuş. Datça nın genelinde bu problem vardı. 10 günlük tatilin 2 gününde doğru düzgün denize girebildik..

Blogger Basak şöyle demiş...(1/11/2008 05:58:00 PM 
Ne kötü, demek öyle. :(
Bizim gittiğimiz yıl o kadar temizdi ki, muhteşemdi, pırıl pırıldı. Umarım geçici bir durumdur ve umarım bu işe bir çözüm bulunur.
Her yeri kirletmekte üstümüze yok bizim! Çok kötü! Kafamızı çalıştırmamız lazım!

Anonymous göbek şöyle demiş...(1/12/2008 02:52:00 PM 
Sanırım yarımadanın diğer tarafı, yani Bodrum'a bakan taraf daha temiz olmalı ancak nasıl gidilir, ne vardır yoktur oralarda bilmiyorum..

Çekinmeyin siz de yorum yazın
(Yorumlar anında görüntülenmeyebilir.)

<< Ana sayfa

Başak Gürbüz Derman

Başak Gürbüz Derman
İstanbul, Türkiye
gurbuzbasak{a}gmail.com

Kişisel Sayfam
Diğer Fotoğraflarım (Flickr)

Get Firefox!

Join the Greenpeace cyberactivist community and start making waves.