Aklım Hayıtbükü'nde Kaldı

Neden? Neden insanlar hayvanları henüz yavruyken evlerine alıp sonra da onları sokağa bırakıyorlar? Nasıl bir olay bu durumu haklı çıkarabilir? Bu hayvanlar evcilleştirildikten sonra alıştırıldıkları ortamdan başka bir ortama neden bırakılır?
Hayıtbükü'nde karşılaştığımız yavru avcı köpeği de bu talihsiz durumu yaşayan hayvanlardan birisi. Oraya bırakılmış ve terk edilmiş. O kadar güzel ki; beyaz üzerine kahverengi benekleri var. Hızlı yürüyen ya da koşan kimi görse önce peşine takılıyor sonra da önüne geçip yol gösteriyor. Bizimle tepelere tırmandı, koştu, yürüdü, bize yol gösterdi, yanımızda uyudu. Ayrılırken aklım Hayıtbükü'nde kaldı. "Keşke..." dedim ilk defa; "daha çok paramız olsaydı, bahçemiz olsaydı da onu yanımıza alabilseydik." O kadar üzgünüm ki onun için. Bayramdan sonra orada belki de sadece birkaç kişi kalacak. Kediler fare yakalayarak idare ederler ama köpekleri bilmiyorum. Üstelik o bu zamana kadar birisi tarafından beslenilmeye alıştırılmış. Güdülerinde avlanmak olduğunu düşünerek kendimizi rahatlatmaya çalışıyoruz ama yine de aklım Hayıtbükü'nde kaldı.

Köpekleri tarih boyunca evcilleştiren insanoğlu şimdi sokak köpekleri ile başedemez durumda. Bazıları onları öldürmekte buluyor çareyi, bazıları ise beslemekte. Öldürmenin doğru olmadığını biliyorum, bu konuda düşüncem net, ama neyin doğru olduğu konusunda çok düşünüyorum. Doğanın insan için olduğunu düşünenlerden değilim, yaşayan her canlının birbiriyle eşit olduğunu düşünüyorum. Yazılarımda çoğu kez dile getirdiğim gibi insanoğlu doğanın kendisi için olduğunu düşündükçe ve bu yolda doğayı kullanmaya devam ettikçe geriye pek bir şey kalacağını zannetmiyorum. Sonuç insanoğlu için de iyi olacak gibi görünmüyor benim gözümden.
Kötü koşullarda, hatta işkence altında yetiştirilen hayvanlar; en acısız yöntemdense insan için en kolay ve en ucuz yöntemle kesilen hayvanlar; kürkü için, dişleri için öldürülen hayvanlar; yakılan ormanlar; çöple dolan dağlar, denizler, göller; kirlenen hava...

Tüm bunların sorumlusu bilinçsiz insan. Soğuk bir ortamda giyecek bulamamış ve mecburen bir hayvanın kürküne sarınmak zorunda kalmış insandan bahsetmiyorum, sırf moda diye, sırf gözüne hoş göründüğü için kürk giymekten hoşlanan insanlardan bahsediyorum. Aç kalıp böcekle, salyangozla beslenmek zorunda kalan insanlardan bahsetmiyorum, bunu sırf gösteriş olsun diye, bir aklı evvelin ortaya çıkardığı böcek yeme modasına uyan ve böcek yemenin pek matah bir şey olduğunu düşünüp böcek satın alıp yiyen diğer aklı evvellerden bahsediyorum. Dağlara içindeki doğa tutkusuyla çıkan ve doğaya zarar vermemek için çabalayan asıl zeki insanlardan değil, elindeki çöpü hiç düşünmeden yere atıveren, dağları hissetmeyen, kafası çalışmayan insanlardan bahsediyorum. Sonucu görmekten uzak, kendi çıkarını düşünen insanoğlundan bahsediyorum.

Sonuçlarına maruz kalanlar ise tüm canlılar; insanlar da dahil. İnsanoğlu doğanın değerini anlamadığı sürece bu yıpranış devam edecek. İnsanoğlunun bu tüketimi, bu bol keseden harcayışı, bu akıl yürütmeden kirletişi devam ettikçe doğadaki kayboluş süregelecek.
En üstteki fotoğraf bahsettiğim avcı köpeğinin fotoğrafı. Diğer köpek ise Anadolu Feneri'nde gezen bir köpek, muhtemelen o da terk edilmiş. Kedi fotoğrafları ise Cunda Adası'ndan. Cunda bir kedi yerleşkesi olmuş. Yüzlerce kedi var, o kadar çoklar ki Ekim ayında Cunda'daki insan sayısından bile fazlalardı. Herhangi bir yere başınızı çevirin, mutlaka onlarca kedi göreceksiniz. Kelebek, Palovit Şelalesi'nden.
Önemli bir hatırlatma; bir hayvanla birlikte yaşama kararı alıyorsanız lütfen iyi düşünün. Bu büyük bir sorumluluk. Yeterince besleyebilecek misiniz, yeterince ilgilenebilecek misiniz, ona özgürlük sağlayabilecek misiniz? Ve en önemlisi lütfen "petshop" denilen yerlerden satın almak yerine tanıdıklarınızın hayvanlarını ya da o hayvanların yavrularını ya da sokağa terkedilmiş hayvanları alın evinize. "Petshop" denilen yerlerin yaptıkları işi düşünün. Yaşayan bir canlıyı insanlara satarak para kazanan, dükkanlarındaki kafeslere hayvan sıkıştıran insanları düşünün. Bu şekilde para kazanmaya hakları var mı sizce? Lütfen düşünün! Ve lütfen Tırmık İzi isimli siteyi takip edemiyorsanız bile arada bir göz atın.


Bu yazıya ilişkin yorumlar (7)
Eren
sevgiler
duygu
Duygu, ben de kışın orada kalan birkaç ailenin bakacağını düşünüyorum, ama hiç belli olmaz. Bu hafta sonu pansiyonu arayıp soracağım. O nefis kediden binlerce vardı, kediye bakmak köpekten daha kolay sanırım ama biz şimdi evde bir kuşla (Bulut)birlikte yaşıyoruz ve o kuş kafesin kapağı açık yaşıyor. İstediği yerde gezerek. Henüz bir kedi ve kuşu birlikte düşünmeye cesaret edemiyorum. Belki bir gün... Yorum için teşekkürler.
Tatil fotograflarinda gozlerim kaldi. Nasil guzel bir yermis. Ben Datca'ya hic gidemedim diye hayiflanirim. Gece fotografi muhtesem. Insalah birgun bize de gitmek kismet olur:)
Bu guzel kopekcige nasil kiyarlar? Zavalli hayvanciklar:( Simdi yeni moda, pahali kopekleri gezdirmek moda, amac sadece digerleri gibi olmak. Yoksa hayvan sevgisi, ya da hayvanin duygularini dusunecek yapida degil cogu evcil hayvan sahibi.
Bir keresinde gazetede okumustum, biri arabada biraktigi kopegi havasizliktan olunce, olsun yenisini alirim diye konusmustu:(
Ayni mantik ..
Umarim onu sahiplenecek birilerini bulur bu guzel sey..
Tatil fotograflarinda gozlerim kaldi. Nasil guzel bir yermis. Ben Datca'ya hic gidemedim diye hayiflanirim. Gece fotografi muhtesem. Insalah birgun bize de gitmek kismet olur:)
Bu guzel kopekcige nasil kiyarlar? Zavalli hayvanciklar:( Simdi yeni moda, pahali kopekleri gezdirmek moda, amac sadece digerleri gibi olmak. Yoksa hayvan sevgisi, ya da hayvanin duygularini dusunecek yapida degil cogu evcil hayvan sahibi.
Bir keresinde gazetede okumustum, biri arabada biraktigi kopegi havasizliktan olunce, olsun yenisini alirim diye konusmustu:(
Ayni mantik ..
Umarim onu sahiplenecek birilerini bulur bu guzel sey..
Çekinmeyin siz de yorum yazın
(Yorumlar anında görüntülenmeyebilir.)
<< Ana sayfa