Karadeniz Portreleri

Belki bu cümleyi tekrarlıyor olacağım ama yine de yazmak istiyorum, çünkü Karadeniz deyince aklıma gelen ilk cümle bu: "Hayatım boyunca Karadeniz kadar güzel bir yer görmedim." Şehir merkezinden ve deniz kıyısının başına gelenlerden bahsetmiyorum, Karadeniz'in yaylalarından, dağlarından, göllerinden; kısacası tüm doğasından bahsediyorum. Bu güzellikleri gördükçe makinenin deklanşörüne basmadan edemedim. Bu yazıma Karadeniz'in güzel insanlarının fotoğrafları eşlik edecek.
Bir tepeden inip diğerine çıkarken, yedi sekiz gün boyunca birbirinden farklı insanla karşılaştık; bir çoban kızla, birinci sınıfa geçeceğini söyleyen sevimli Ali'yle, Heva teyzeyle, şair Kemal beyle, şimdiye kadar belki de 5000 defa fotoğrafı çekilen Şaşgun Bakkal'ın sahibinin oğlu, yakışıklı gençle, dağlar kızı Reyhan'la, ismi sorulduğunda "Ben senin adını sordum mu ki sen bana soraysun!" diyen Fatma teyzeyle...

Yükseklerdeyken bizi şaşırtan ise tırmanmaktan yorulup mola verdiğimizde, yerde nefes nefese yatarken sislerin arasından çıkıveren yetmiş seksen yaşlarındaki insanlardı. Sakince yanımızdan geçiveriyorlardı, dik tepelerde değil de düz yolda geziyormuşcasına...
Düşününce çok da garip değil bu durum aslında. Bütün hayatını Karadeniz yaylalarında geçirmiş insanların oranın doğasına ve zorluklarına alışmış olmaları gayet normal. Gününün iki üç saatini trafikte geçirmeye alışmış insanlar da bambaşka bir dünyadan bakıldığında şaşkınlıkla karşılanabilecektir.

Bu yazıya ilişkin yorumlar (18)
Melek...
*****uğur*****
Elçin, üzülme bir dahaki sefere gidersiniz. Yeter ki o zaman da gözünde büyümesin. :)
Evren, benim de oralarda yaşlanasım var. :)
48 yaşındayım. Emekli öğretim görevlisiyim. 16 yaşımda yurt dışından geldim Türkiye'ye, "kesin geri dönerim" sözü ile babamın. Sonra insanlar, ve kültür ve türküler... ben bu memleketi ve insanlarını ve siz gençleri aşkla sevdim ve hizmet ettim bildiğimce. Beni ağlattın canısı. ne güzel böyle güzel insanlara ağlamak ve seni sevmek.... Sende bulunası zor sevgilere kucak açmak... eline sağlık.
48 yaşındayım ve 17 yaşında kültürüne, müziğine, insan renklerinin zenginliğine vurulduğum bu ülkede yaşamaya karar verdim. 30 yıl öğretmenlik yaptım ve sevgim, umudum hiç azalmadı. Beni ağlattın beni bir kez daha umutlandırdın. Unuttuğumu sandığım insanlarımla tanıştırdın. Yüreğine, ellerine sağlık.
Çekinmeyin siz de yorum yazın
(Yorumlar anında görüntülenmeyebilir.)
<< Ana sayfa