John Frusciante ve Red Hot Chili Peppers

Gitmeden müzikten de bahsedeyim dedim; son zamanlarda sürekli dinlediğim ve hayatımın geri kalanında da dinleyeceğime emin olduğum müzikten; John Frusciante'nin müziğinden. John Frusciante, bildiğim en iyi gruplardan birinin; Red Hot Chili Peppers'ın gitaristi.
John Frusciante, Red Hot Chili Peppers'ın gitaristi Hillel Slovak'ın ölümünden sonra 1988'de gruba onun yerine girmişti. O dönemler Frusciante'nin Frank Zappa'nın grubuna girme olasılığı da vardı ama Red Hot Chili Peppers'ı tercih etmişti. Bunun sebebi Zappa'nın uyuşturucu yasağıydı.
John Frusciante'nin gitarı, yazdığı şarkılar ve Anthony Kiedis'in etkileyici sesinin arkasından duyulan vokali RHCP'nin müzikal kalitesini artırdı. Tabii ki Red Hot Chili Peppers'ı Red Hot Chili Peppers yapan sadece bu ikisi değildir; basçı Flea ve Frusciante gibi gruba sonradan dahil olan davulcu Chad Smith de vazgeçilmez iki parçadır.
John Frusciante, Blood Sugar Sex Magik albümünden sonra, grubun popülaritesinden ve yaşadıklarından rahatsız olup münzevi hayatı yaşamaya başlamış, iyice dibe vurmuştu. Bu dönemde evinde iki solo albüm kaydetmişti; 'Niandra LaDes and Usually Just a T-Shirt' ve 'Smile From the Streets You Hold'. Bu albümlerde sesi, sanki bir yeri ağrıyormuş, acıyormuş gibi çıkıyor. Bazı şarkıları bana 16 Horsepower'ın Low Estate albümünü anımsatıyor ama tabii 16 Horsepower bu kadar acıklı ve bu kadar kendinden geçmiş değil.
1997'de Frusciante yaşadığı o dönemden çıkmış ve RHCP ile tekrar çalışmaya başlamıştı. Sonrasında kendisi ile yapılan röportajlarda yaşamış olduğu dönemi bir kayıp olarak nitelendirmiyor; "karanlık bir dönem" olarak adlandırmaktansa bir öğrenme süreci olarak adlandırıyor ve o dönemi de değerlendirebildiğini söylüyor.
Gruba dönüşüyle birlikte, Red Hot Chili Peppers, 1999'da 'Californication' albümünü çıkarmıştı. İçinde beğenmediğim tek bir şarkı bile yoktur. John Frusciante bu iki dönem arasında kendisini uyuşturucudan daha iyi hissettirdiğini söylediği yogaya başlamış ve uyuşturucudan uzaklaşmış. İnsanın gerçekten sevdiği bir şeylere kendini adamasının insana kazandırdığı momentumun kendini çok daha iyi hissettireceğini söylüyor. İşte kendi sözleri; "I don't need to take drugs. I feel so much more high all the time right now because of the type of momentum that a person can get going when you really dedicate yourself to something that you really love. I don't even consider doing them, they're completely silly. Between my dedication to trying to constantly be a better musician and eating my health foods and doing yoga, I feel so much more high that I did for the last few years of doing drugs."
2002'de RHCP, 'By the Way' albümünü çıkardı. Hala en sık dinlediğim albümlerdendir.
Take it outside
Take it out there
Seems to me like
All the world gets high
When you take a dare
In the final moment
This is my time. (Tear / By The Way)
John Frusciante, 2004 senesinde oldukça zor bir işe girişmiş; planı 12 ayda 7 albüm çıkarmakmış. İlk 6 ayda sadece bir albüm (Shadows Collide With People) oluşunca, ikinci bir hedef belirlemiş ve 6 ayda 6 albüm çıkaracağını duyurmuş. Frusciante planını gerçekleştirmiş; 'Shadows Collide With People'ın ardından 'The Will to Death', 'Automatic Writing', 'DC EP', 'Inside of Emptiness', 'A Sphere in the Heart of Silence', 'Curtains'ı yaratmış ve tamamlamış. 'Shadows Collide With People'da Frusciante, The Mars Volta grubundan Omar A. Rodriguez-Lopez'le de çalışmış.
Çıkardığı tüm albümler dinlendiğinde vokalinin sonuncu albüme doğru nasıl geliştiği farkediliyor. Müzikal yeteneğinden bahsetmek bile yersiz; bu yeteneği daha Blood Sugar Sex Magik albümüne kattıklarından beri belli.
Frusciante'nin müziği beni çok duygulandırıyor. Curtains albümünü son zamanlarda kaç defa dinledim bilmiyorum. Her dinleyişimde yeni bir cümle duyuyorum, her cümle beni bir önceki kadar etkiliyor.
Frusciante'nin albümlerin hepsi farklı tarzda. Bazı şarkılar akustik bazıları ise elektronik.
Red Hot Chili Peppers'ın 2006 baharında çıkan son albümü (ya da albümleri, çünkü bu bir çift albüm) Stadium Arcadium'da Frusciante'nin Hendrix'vari çaldığı gitarını dinlemek büyük zevk. Stadium Arcadium'u uzun süredir dinliyorum ve zaman geçtikçe daha çok sevmeye başladım. Bu arada tüm klipleri gibi son kliplerine de bayıldım.
Tamam kabul ediyorum, ben bir Red Hot Chili Peppers hayranıyım. :)

Bu yazıya ilişkin yorumlar (7)
under the bridge downtown-john
i gave my life away-kiedis
süper ya
under the bridge downtown-john
i gave my life away-kiedis
süper ya
konserlerinde kullandığı sayısız proccesor'ler de onun hala değişik tınılara açlık duyduğunun göstergesidir... Hiçbir konserinde aynı soloyu kullanmaması saygı duyulması gereken bir meziyettir...
bu arada internete bulduğum bir ödül töreninde çekilmiş eski bir fotoğrafta justin timberlake ve britney spears'ın hemen arkasında onlara yapıldığı bariz gözüken alaycı pozu da popülarite'den ne kadar haz etmediğinin bir portresidir ( ki bu yüzden red hot chili peppers'dan ayrılmıs ve geri dönmüştür)
o kesinlikle farklıdır ^^
Çekinmeyin siz de yorum yazın
(Yorumlar anında görüntülenmeyebilir.)
<< Ana sayfa