Can Kozanoğlu, Acemi Eğitimi, Arka Sayfa ve En Heyecanlı Yeri
Bir süredir "Zihinsel Lezzetler" bölümüne ekleme yapmıyordum.Artık zamanı geldi!
Önce Mert başladı kitaba. Her sabah ve her akşam işe gidip gelirken okuyor, her fırsatta kitabın ne kadar güzel olduğundan bahsediyor, içindekileri anlatmamak için kendisini zor tutuyordu.
Hatta dolmuşta (Tamam "dolmuş" değil "minibüs" deniliyor İstanbul'da bu toplu taşıma araçlarına ama ne yapayım senelerce alışmışım "dolmuş" demeye Ankara'da; artık her "dolmuş" dediğimde uyarılmaya da alıştım. Ayrıca dolmadan kalkmadığı için "dolmuş" diye adlandırmak da yanlış değil bence.), vapurda ve serviste kendisini yüksek sesle gülerken yakaladığından bahsediyordu. Bir gün işe arabayla gitmek zorunda kaldı ve kitap bana kaldı: "Acemi Eğitimi", yazan Can Kozanoğlu.
O günün akşamı kitabı elimden alıp Mert bitirdi kitabı, ertesi gün akşam da ben bitirdim. Yüzümden gülümseme eksik olmadı kitap boyunca. Bazı hikayeler üzse de Can Kozanoğlu'nun anlatım dili, hep bir tebessüm bıraktı yüzümde. Hatta Mert gibi kendi kendime güldüm bazı bölümlerde; kahkahayla. O an çalan telefonu gülerek açınca açıklama yapmak zorunda bile kaldım; "Ha ha ha...Acemi Eğitimi'ni okuyorum da, he he heh..."
Adanalıların anlatmaktan hoşlandığı bazı hadiseler vardır, dinleyenler de anlatan kadar haz alır. Mavra diye adlandırılan bu hikayeler abartılı, eğlenceli hikayelerdir ve bunların gerçek olup olmaması önemli değildir. Önemli olan yaşanan durumdur. Hele de eğlenceli insanlar yapıyorsa mavrayı, değmeyin keyfine...
"Hadi canım, bu kadar da olmaz!" dedim, işte bu bölümlerde. Gerçekten bunlar olmuş mu yoksa Can Kozanoğlu'nun gözleri böyle mi görmüş olan biteni? Her ne ise; sonuçta kitap çok güzel olmuş.
Bazı hikayeleri okuyunca da; "Gerçekten de böyle olmaz mı; bizimkileri bir düşünsene..." diye sorduk Mert'le birbirimize. Tanıdık davranışlar, tanıdık tepkiler...
Kitap hakkında fazla bir şey anlatmak istemiyorum, okumanız lazım.
Bizim evde televizyon pek fazla açılmıyor. "Carnivale" ve "Six Feet Under" isimli diziler ve bazen de NBA maçları ve NBA Stüdyo için açılıyor televizyon. Onun dışında ise toplasanız haftada anca bir saat açık kalıyordur. Televizyondan soğuma sürecinden önce sıklıkla izlediğimiz bir program vardı; Arka Sayfa. O zamanlar saat 20:30'da başlıyordu ve hiç kaçırmıyorduk. Sonra saat 23:30'a alındı ve biz uykuya yenik düşmeye başladık. Sonra da anlattığım gibi televizyonu açmadığımız dönem başladı...
Arka Sayfa; kitaplar, filmler, müzikler ve başka başka konularla ilgili bir izlence. Kanat Atkaya ve Can Kozanoğlu, oturuyorlar bir masaya ve başlıyorlar sohbet etmeye. Ben bunu okudum, sen şunu izledin, sakin sakin anlatıyorlar... Bizim arkadaşlarla yaptığımız sohbeti televizyonda birilerinin yapıyor olduğunu görmek, bazen bilmediğim şeyleri onlardan duyup öğrenmek, bazen de bildiğim şeyleri bir de onların ağzından işitip gülmek hoş oluyor.
Çok çok önceleri Can Kozanoğlu, TRT 2'de Okudukça isimli bir programı sunardı. Şimdi aklıma geldi. Çok severdim.
Acemi Eğitimi'ni okuduktan sonra Arka Sayfa'yı tekrar izlememiz gerektiğini düşündük ve dün gece televizyonun karşısına oturduk. Mert ikinci bölümde uyuyakaldı ben de bir süre sonra uyuyakalmışım; ama yine de izlediğim kadarından zevk aldım.
Programın içeriğini beğeniyorum tamam,
ama bir de dekor, ışık ve kamera çekimlerinden bahsetmek lazım. Renkler en canlısından seçilmiş; kanepeden fincanlara kadar. Işık o kadar iyi kullanılıyor ki bakarken insanın gözü yorulmuyor ve insanlar çok güzel görünüyor. Ve kamera! Alışık olduğumuz tarzda çekilmiyor program. "Ben farklı bir çekim yapacağım" deyip insanın başını döndüren tarzda da çekilmiyor. Farklı ve sakin. Bazen ellere odaklanıyor bazen de yüzlere. Bazen konuşmacı arka planda flu kalıyor bazen de ön tarafta. Güzel, çok güzel!
Dün bir ara, arkadaki ekranlardan birinde Nick Cave'i gördüm ve heyecanlandım, son bölümde Nick Cave'den bahsederler mi diye düşünüyordum ama çoktan uyumuşum, bahsettilerse bile kaçırdım. :( Ne yapmalı, iki fincan kahve mi içmeli, öncesinde iki saat uyuyup uyanmalı mı? Gelecek cuma bir daha deneyeceğim.
Bir de "Doktor" var tabii! Unutmadan anlatmam lazım. Doktor lakabıyla Arka Sayfa'nın bir bölümünü hazırlayan kişi; Murat Kosova. Murat Kosova; Arka Sayfa'da, Kaan Kural ve Murat Murathanoğlu ile yaptığı NBA Stüdyo isimli programda izlemeye alışık oduğum haliyle değil bilgisayar oyunlarına kaptırmış, takım elbiselerden kurtulmuş ve rahatlamış haliyle yer alıyor. Adını duymadığım yeni bilgisayar oyunlarından ve yeni teknolojilerden bahsediyor. Doktor'un bölümünün artık Arka Sayfa'da olmadığına dair söylenceler duydum ama doğru olmayabilir. Dün uyuyakaldığım için cevabı gelecek hafta öğreneceğim.Bence sonuna kadar izleyin.
İki dizi ve NBA maçları dışında televizyon Sky Türk'te yayınlanan "En Heyecanlı Yeri" isimli program için açık olur, tabii denk gelirse. Ceylan Özçelik'in hazırlayıp bir de sunduğu bu programa ve yapılan tüm sinema tavsiyelerine saygım sonsuz, güvenim tamdır. Tavsiyem olsun, bir gün siz de denk gelirseniz mutlaka izleyin. Tabii filmlere özellikle de Hollywood tarzı olmayan filmlere ilginiz varsa.
NOT: Can Kozanoğlu ve Kanat Atkaya'nın olduğu fotoğraf NTVMSNBC'nin sayfasından alınmıştır.
Önce Mert başladı kitaba. Her sabah ve her akşam işe gidip gelirken okuyor, her fırsatta kitabın ne kadar güzel olduğundan bahsediyor, içindekileri anlatmamak için kendisini zor tutuyordu.
Hatta dolmuşta (Tamam "dolmuş" değil "minibüs" deniliyor İstanbul'da bu toplu taşıma araçlarına ama ne yapayım senelerce alışmışım "dolmuş" demeye Ankara'da; artık her "dolmuş" dediğimde uyarılmaya da alıştım. Ayrıca dolmadan kalkmadığı için "dolmuş" diye adlandırmak da yanlış değil bence.), vapurda ve serviste kendisini yüksek sesle gülerken yakaladığından bahsediyordu. Bir gün işe arabayla gitmek zorunda kaldı ve kitap bana kaldı: "Acemi Eğitimi", yazan Can Kozanoğlu.O günün akşamı kitabı elimden alıp Mert bitirdi kitabı, ertesi gün akşam da ben bitirdim. Yüzümden gülümseme eksik olmadı kitap boyunca. Bazı hikayeler üzse de Can Kozanoğlu'nun anlatım dili, hep bir tebessüm bıraktı yüzümde. Hatta Mert gibi kendi kendime güldüm bazı bölümlerde; kahkahayla. O an çalan telefonu gülerek açınca açıklama yapmak zorunda bile kaldım; "Ha ha ha...Acemi Eğitimi'ni okuyorum da, he he heh..."
Adanalıların anlatmaktan hoşlandığı bazı hadiseler vardır, dinleyenler de anlatan kadar haz alır. Mavra diye adlandırılan bu hikayeler abartılı, eğlenceli hikayelerdir ve bunların gerçek olup olmaması önemli değildir. Önemli olan yaşanan durumdur. Hele de eğlenceli insanlar yapıyorsa mavrayı, değmeyin keyfine...
"Hadi canım, bu kadar da olmaz!" dedim, işte bu bölümlerde. Gerçekten bunlar olmuş mu yoksa Can Kozanoğlu'nun gözleri böyle mi görmüş olan biteni? Her ne ise; sonuçta kitap çok güzel olmuş.
Bazı hikayeleri okuyunca da; "Gerçekten de böyle olmaz mı; bizimkileri bir düşünsene..." diye sorduk Mert'le birbirimize. Tanıdık davranışlar, tanıdık tepkiler...
Kitap hakkında fazla bir şey anlatmak istemiyorum, okumanız lazım.
Bizim evde televizyon pek fazla açılmıyor. "Carnivale" ve "Six Feet Under" isimli diziler ve bazen de NBA maçları ve NBA Stüdyo için açılıyor televizyon. Onun dışında ise toplasanız haftada anca bir saat açık kalıyordur. Televizyondan soğuma sürecinden önce sıklıkla izlediğimiz bir program vardı; Arka Sayfa. O zamanlar saat 20:30'da başlıyordu ve hiç kaçırmıyorduk. Sonra saat 23:30'a alındı ve biz uykuya yenik düşmeye başladık. Sonra da anlattığım gibi televizyonu açmadığımız dönem başladı...
Arka Sayfa; kitaplar, filmler, müzikler ve başka başka konularla ilgili bir izlence. Kanat Atkaya ve Can Kozanoğlu, oturuyorlar bir masaya ve başlıyorlar sohbet etmeye. Ben bunu okudum, sen şunu izledin, sakin sakin anlatıyorlar... Bizim arkadaşlarla yaptığımız sohbeti televizyonda birilerinin yapıyor olduğunu görmek, bazen bilmediğim şeyleri onlardan duyup öğrenmek, bazen de bildiğim şeyleri bir de onların ağzından işitip gülmek hoş oluyor.
Çok çok önceleri Can Kozanoğlu, TRT 2'de Okudukça isimli bir programı sunardı. Şimdi aklıma geldi. Çok severdim.
Acemi Eğitimi'ni okuduktan sonra Arka Sayfa'yı tekrar izlememiz gerektiğini düşündük ve dün gece televizyonun karşısına oturduk. Mert ikinci bölümde uyuyakaldı ben de bir süre sonra uyuyakalmışım; ama yine de izlediğim kadarından zevk aldım.
Programın içeriğini beğeniyorum tamam,
ama bir de dekor, ışık ve kamera çekimlerinden bahsetmek lazım. Renkler en canlısından seçilmiş; kanepeden fincanlara kadar. Işık o kadar iyi kullanılıyor ki bakarken insanın gözü yorulmuyor ve insanlar çok güzel görünüyor. Ve kamera! Alışık olduğumuz tarzda çekilmiyor program. "Ben farklı bir çekim yapacağım" deyip insanın başını döndüren tarzda da çekilmiyor. Farklı ve sakin. Bazen ellere odaklanıyor bazen de yüzlere. Bazen konuşmacı arka planda flu kalıyor bazen de ön tarafta. Güzel, çok güzel!Dün bir ara, arkadaki ekranlardan birinde Nick Cave'i gördüm ve heyecanlandım, son bölümde Nick Cave'den bahsederler mi diye düşünüyordum ama çoktan uyumuşum, bahsettilerse bile kaçırdım. :( Ne yapmalı, iki fincan kahve mi içmeli, öncesinde iki saat uyuyup uyanmalı mı? Gelecek cuma bir daha deneyeceğim.
Bir de "Doktor" var tabii! Unutmadan anlatmam lazım. Doktor lakabıyla Arka Sayfa'nın bir bölümünü hazırlayan kişi; Murat Kosova. Murat Kosova; Arka Sayfa'da, Kaan Kural ve Murat Murathanoğlu ile yaptığı NBA Stüdyo isimli programda izlemeye alışık oduğum haliyle değil bilgisayar oyunlarına kaptırmış, takım elbiselerden kurtulmuş ve rahatlamış haliyle yer alıyor. Adını duymadığım yeni bilgisayar oyunlarından ve yeni teknolojilerden bahsediyor. Doktor'un bölümünün artık Arka Sayfa'da olmadığına dair söylenceler duydum ama doğru olmayabilir. Dün uyuyakaldığım için cevabı gelecek hafta öğreneceğim.Bence sonuna kadar izleyin.
İki dizi ve NBA maçları dışında televizyon Sky Türk'te yayınlanan "En Heyecanlı Yeri" isimli program için açık olur, tabii denk gelirse. Ceylan Özçelik'in hazırlayıp bir de sunduğu bu programa ve yapılan tüm sinema tavsiyelerine saygım sonsuz, güvenim tamdır. Tavsiyem olsun, bir gün siz de denk gelirseniz mutlaka izleyin. Tabii filmlere özellikle de Hollywood tarzı olmayan filmlere ilginiz varsa.
NOT: Can Kozanoğlu ve Kanat Atkaya'nın olduğu fotoğraf NTVMSNBC'nin sayfasından alınmıştır.

Bu yazıya ilişkin yorumlar (13)
ben pek televizyon açmayanlardanım..zaten bizim evde ya Yağmur jetix seyreder yada akşam eşim eve geline Lig Tv seyreder..ben ise bazen eşimle "arka sayfayı" büyük bir zevk alarak seyrediyorum..bazende moviemax'te ki filmleri seyrediyorum..
programı seyrederken bende hep çekimlerine dikkat ediyordum ve bana farklı ve zevkli geliyordu..senden de şimdi hissettiklerimi okuyunca yanlız olmadığımı anladım :)
yazın çok başarılı her zamanki gibi..
sevgilerimle..
Ceylan benim yakın arkadaşım gerçekten programı çok güzel izlemene sevindim.Umarım başarıları uzun yıllar sürer
Can Kozanoglu'nu ben de severek takip ederdim. Pop Cagi Atesi ve Internet Dolunay Cemaatini severek okumustum simdi bu kitabi da cok merak ettim. Ama ha deyince Turkce kitap bulamama durumu var ne yazik ki!
Burcu, bence kitabı da oku. :)
Burcukusu, enteresan bir tesadüf. Gerçekten farklı bir program hazırlıyor. Beğendiğim filmleri onun da beğendiğini görünce programı takip etmeye başladım çünkü bilmediğim filmlerden de bahsediyordu. Yeni şeyler öğrenip izlemek güzel oluyor. Faydalı bir program! :) Selamlar. :)
K, bitmiştir herhalde şimdiye kadar öyle değil mi?
Curly, ben de diğerlerini alıp okuyacağım. :)
Şule, kaçırma!
Kafama Arka Sayfa programı takıldı bu sabah. Acaba internette bir yerlerde programda konuşulanların kayı kuydu var mıdır diye? Sizin yazınız çıktı karşıma. Acemi Eğitimi'ni tekrar okuyasım geldi valla :) Çok hoş ve okunası bir yazı olmuş.
Selamlar.
Tuğba, kaç yaşındasın bilmiyorum ama Can Kozanoğlu amca demek için biraz genç birisi, güldüm yazdığını okuyunca. :)))
Deniz, yorumun da benim çok hoşuma gitti, sağol. :)
Arka Sayfa gibi kaliteli programlar pek uzun ömürlü olmuyor maalesef, Berkun Oya'nın Defakto adlı bir programı vardı izleme fırsatınız oldumu bilmiyorum, ben onu çok severdim ama o da düzene yenik düştü.
Çekinmeyin siz de yorum yazın
(Yorumlar anında görüntülenmeyebilir.)
<< Ana sayfa