Tenedos

Bugün, Tenedos'ta geçirdiğim zamanı düşününce; "Hayatımın belki de bir ayı orada geçmiştir" dedim Mert'e. Güldü ve doğruladı. O kadar sık gittiğim nadir yerlerdendir Tenedos; hatta tek yerdir. "Nick Cave, Sonbahar, Eymir" başlıklı yazıma gelen yorumlardan sekizincisinde Onur Emre; "Ankara'dan ODTÜ bağlantılı olmayan çarpıcı, kayda değer güzellikler çıkarmak maharet ister." deyip şöyle devam etmişti: "Dolayısıyla Ankara'yı İstanbul'a her zaman yeğleyeceğini bildiğim yazarımız Başak'a hodri meydan demek istiyorum: Ankara'dan ODTÜ'ye ilişmeden ama; başka ne yazabilirsin? Mümkün müdür blog'unda Ankara kokenli iştah açıcı bir yazı daha görmek?" Ufak bir yazıyla Onur'a cevap vermiş, birkaç yeri sayıvermiştim. O zamandan beri İstanbul'a ve Ankara'ya bakış açım oldukça değişti ve değişiyor. Bir yeri seviyor olmama yol açan şeyin üst üste biriken anılarım olduğunu anladım. Şu an İstanbul'dayım ve anılarım artık burada birikiyor. Tamam İstanbul'un zorluklarından hoşlanmıyorum ama Ankara'ya her gidişimde oradan da uzaklaştığımı farkediyorum artık. Üstüne yeni anılar ekleyemediğim için aklımdaki Ankara bir yerde donakalmış şekilde bekliyor uzun zamandır. Her gidişimde Ankara gözüme daha kurak görünüyor.

Bu hafta sonu tüm arkadaşlarımızla Ankara'da en sevdiğim yerde; Kızılırmak sokaktaki Tenedos'ta buluştuk. Aslında arkadaşlarımla nerede olsam orası benim için en güzel yer olur ama Tenedos'un ayrı bir yeri var benim için. Tenedos, tek başıma gittiğimde de rahat edebildiğim tek yer. Bir şeyler okurken ya da penceresinden dışarıyı izlerken bir fincan kahve ya da gül kokulu çayından yudumlamak ve çalan güzel müziği dinlemek Ankara'da özlediğim nadir şeylerden artık.
Aslında Tenedos deyince aklıma ilk olarak yemekleri gelmiyor, daha çok müzikleri ve rahatlığı geliyor. Orada ne içsem ne yesem bana hoş gelecek. Tamam, bir zamanlar yediğim salatasının karın doyurmayacak kadar az olduğunu anımsıyorum. Bazen çayının soğuk geldiğini de anımsıyorum. Ama bunlar benim için önemli değil. Çünkü asıl olan orada bulunmaktır. Ama madem bu sitede lezzetin izini sürüyorum; o halde Tenedos'un mutluluk veren bir iki lezzetinden de bahsetmeliyim.

Bu fotoğraf "French Toast"un fotoğrafı. Mantar, tavuk ve salamdan oluşan bir karışım büyükçe bir ekmeğin üzerinde sunuluyor. Biz Mert'le salamsız yedik. Gerçekten çok lezzetli ve doyurucuydu. Üzerindeki kaşar kızarmış ve diğer malzemelere tadıyla eşlik etmişti. Üzerine biraz karabiber ve tamam. Harika!
Arkadaşımız Başak K.'nin yediği tavuk şinitzel ve meyveli krepten de bahsetmek lazım. Başak, Şinitzelin aslının tavuk değil et ile olduğunu ama burada yediği tavuk şinitzelin de lezzetli olduğunu belirtmemi istedi. Sunum ilk fotoğrafta sizin de gördüğünüz gibi çok şık ve renkli.

Meyveli krepin üzerindeki yeşil sos kivi sosu. Başak bu tatlıyı yeterince "tatlı" bulmadı ama bence şekeri yerindeydi. Krepin arkasında görünen de tiramisu. Tiramisu için şunu söyleyebilirim; çok daha güzel tiramisular yedim hatta pişirdim. :)
Salatasının ufaklığından bahsettim ama belirtmem gerekir ki; Tenados'un bazı pastaları o kadar büyük porsiyonlarda geliyor ki ne devam edebiliyor bitirmek için insan, ne de tabakta yarım bırakabiliyor pastayı.
Servis Tenedos'ta bazen yavaş olabiliyor ama Tenedos'a gelince acele etmenin bi anlamı yok! :) Çok yanlı bir yazı oldu benimki biliyorum ama Tenedos'u seviyorum, ne yapayım! :)

Tenedos'un bahçesinde oturmak da güzeldir güzel bir ankara gününde giriş katında zaman geçirmek de ama neden bilmiyorum alt katına pek alışkın değilim.
Tenedos'un farklı bir havası var. En büyük iki etkenden birisi çalan müzik, diğeri ise çalışanlardır; Tenedos'ta senelerdir çalışan aynı yüzler. Her gidişimde aynı yüzlerle selamlaşmak güzeldir. Ama acaba senelerce orada çalışmak nasıl bir duygudur? Nereye kadar aynı yerde çalışmaya devam edilir? Bu durum bana Paul Auster'ın romanından uyarlanan Smoke filmindeki Harvey Keithel'în oynadığı Auggie'yi ve onun tütün dükkanını anımsattı. Senelerce aynı yerde aynı işi yapmak. Sabah gelip kapıyı açmak. Rutin işleri yapıp bir fincan kahve içmek, belki yanında bir sigara. Güzel bir müzik ayarlamak, bir iki cümle bir şeyler okumak. Her zaman gelen yüzlerle sohbet etmek. Auster'da eksik olmayan rastlantısal kısımları da sadece onlar biliyordur. Aslında kendilerine sormak lazım; nasıl bir duygu olduğunu bunun.
İşte bunları düşünüp hissedebileceğim bir yer bulamadım henüz İstanbul'da. Ama bunun için zamana ihtiyaç var.

"The most precious things are lighter than the air"

Bu yazıya ilişkin yorumlar (17)
Sondan başlayalım:
Açıkçası, meyveli krepten kasdedilenin tam da meyve ve krep olduğunu düşünmemiştim, arasında bal, çikolata falan olur diye düşünmüştüm; krema yetersizdi bence (gözümü doyuramadım ki karnım doysun). Oysa, içindeki elma ve muz beyaz çikolatayla nasıl da iyi giderdi hani...
Şinitsel güzeldi ama, hatta diyebilirim ki son birkaç yıldır yediğim en iyi piliç şinitzeldi. Evet, şinitzelin aslı, (çok affedersiniz) dana etinden yapılır; şekilsiz bi şekilde de servis edilir gavuristanda. Neyse, bu iyi bir şinitzeldi.
Ama teması şart esas mesele-i maddiye, kanaatımca çalışanlardır ki, benim bu kadar oturup birlikte muhabbet edesim gelmemiştir şimdiye kadar hiçbir garsonla (ben çocukken tırsardım garsonlardan birazcık). Tenedos sırf bu sebeple bile sürekli gidilesi bi yerimizdir güzide gelinesi gezilesi başkentimizde :)
k.
Sayfada Schnitzel den bahsedildigni duyunca ben de birseyler yazayim dedim.Basak K. nin dedigi gibi gercektende Schnitzel aslinda tavuk etinden yapilmaz. http://www.figlmueller.at/ deki restaurant 1905 den beri bu isle ugrasiyorlar, sayfda yazdigi gibi Figlmüllere gitmeyen,Viyana ya gitt sayilmaz.Asil lokal oldukca ufakti ama sonradan yeni subelerle isi gelistirdiler.Ilginc bir dip not vereyim, schnizel yaparken bir tek tavda degil 3-4 tavda birden yapiyorlar, daha dogrus önce 1. sonra 2. tavaya geciriyorlar,sonra digerlerine, bundaki amacta yagin soguyup, kizartma gücünü kaybetmemesini saglamak.Ilerde olurda Viyana´ya yolunuz düserde ,bir gidin derim,ucuz bir lokal degil ama porsiyonu devasa ama tadi gercekten leziz.
k.
slmlar
TD
Ayrıca en alttaki söz çok hoşuma gitti belirtmeden geçmeyeyim
The most precious things are lighter than the air"
Guzel yazılarınız için teşekkürler.
bir kez daha istanbulun bu kalabalık yalnızlığında ankara sırlarımı paylaşabileceğim birini bulmuş olma düşüncesinin kesinleşmesini ve sevincini yarattı bu postun bende.. sen çok yaşa e mi
bir tenedos sakini,
hera.
dip not: çarşamba geceleri caz/blues geceleri olurdu, romlu kahve (russian coffee) içip sarhoş olurduk biz
dip not2: düşünüyorum da aramızdaki yaş farkı olmasaydı belki de şimdi ortak anılarımızı yazıyor olurduk seninle:)
dip not3: iyi müzik dinlemek istersen ankaraya gittiğinde gidebilmen için: siyah-beyaz, kavaklıdere, cmt akşamları diyorum.
Dusunuyorum da beni bu gibi oturma ortamlarindan iten sigara dumaniydi belli ki. HalA dayanamam.
Ankara'daki dostluklar demissiniz de... O yaslardaki, liseden cikip da kendini bulma yaslarinda, Universite edinilen arkadasliklar cidden bambaskaymis. Ne yazik ki bende o yillardan cok arkadas kalmadi :(
Bir şehri sevmek için kesinlikle anılara sahip olmalısın. Ben biraz toparlamaya başladım ama hala yeterli değil..
Ortak mesaj:
Bir zamanlar fazla kilosu olmuş kişilere ve böyle kişileri tanıyanlara sesleniyorum.
Diyet Kardeşliği olarak basaranlar.blogspot.com adresi bünyesinde yeni bir oluşumu başlattık.
Bu adreste yayınlanmak üzere zayıflama konusunda edinilmiş bilgilerinizi ve başarı öykülerinizi bizimle paylaşır mısınız?
Bu sayede hem bizleri motive edecek bir araç sağlamış olacaksınız, hem sizin yaşadıklarınızdan faydalanmış olacağız hem de bunlar aslında birer belge niteliği taşıyor olacaklar.
diyetkardesligi@gmail.com adresine biraz uzunca tuttuğunuz hikayelerinizi bekliyoruz.
Sevgiler..
Başak ve Turkish Delight, paylaştığınız bilgiler ve anılar için teşekkürler. :)
Damla, "Ben hala Ankara'ya gittiğimde sokaklarda hep tanıdık birilerini görecekmişim gibi geliyor ve hep sırıtarak dolaşıyorum" demişsin ya; ben de bazen sırıtırken buluyorum kendimi. Komikmişiz. :)
Burcu, ben de yorumun için teşekkür ederim. Bu cümleyi beğendiysen Smoke filmini izlemen lazım. ;)
Hera, yazıyı yazarken senden yorum geleceğini bilerek yazdım. :) "Siyah-Beyaz" önerini unutmayacağım. Aslına bakarsan artık Ankara'dan çok İstanbul'da böyle önerilere ihtiyacım var. ;)
Fethiye, ben de sigara dumanında boğuluyormuş gibi olurum çoğu zaman ama Tenedos'ta nedense beni etkilemiyor. Kaçırmışsın! :)
Xtra, güzel seslenmişsin; bakalım sana cevap gelecek mi bu tip sorunlar yaşayanlardan. Umarım bu tip sorunlar yaşayıp, sorunlarını çözebilenlerden yardım alabilirsiniz. Kolay gelsin. :) Sevgiler...
Ama yaşadığın yere alışmanada sevindim bu Tenedos'a bir gün uğrayacağım ve seni anacağım tavuk şinitzel çok hoş görünüyor...
Sevgiler...
Uzun lafın kısası, belki de başka bir şehire "göçmek", hayatınızın aynı şehirde eskisi kadar renkli olmadığını fark etmekten daha tatlı bir bahanedir.
Emre
Lezzetin İzinde'yi birkaç ay önce keşfettim. O gün bugündür canım sıkıldıkça, hayata dair ilham alma ihtiyacı duydukça güzel yazılarını okuyorum. Bir sonbahar akşamı Eymir Gölü isimli yazını okudum, gözlerim doldu, çocukluğum, çam kozalakları, gölün buz tutması, göç eden siyah kuşlar geldi geçti aklımdan. Bunları o gün yazamadım çünkü böylesine "gerçek" anları ertelememize sebep olan işler girdi araya.
Ben de bir Ankara'lıyım. ODTÜ'den mezun olur olmaz 99da İstanbul'a taşındım. Buraya taşındığım ilk yıllarda Ankara'ya gidince o bilindik hisse kapılıyordum ama içten içe İstanbul'a taşındığıma seviniyordum. Herkes için öyle midir bilemiyorum ama İstanbul'a taşınanlarda bir kaçış var galiba. En azından benim için öyle idi. Ancak aradan yıllar geçtikçe o tanıdık, insanı kucaklayan ve seni hiç bir zaman şaşırtmayacağını bildiğin güzel şehir Ankara'yı ne kadar özlediğimi fark ettim. Ankara'ya son gidişlerimde zaman makinası ile geçmişe dönmüşcesine mekanların, sevdiğim şeylerin değişmediğini görüyorum. Değişiyor elbette ama daha yavaş. Sakarya'daki Net Piknik'e gidip 5 yaşımdan bu yana hatırladığım akbaba endamlı garson amcayı orada görüyorum, gülümsüyorum. Patatesli soslu sosis yiyorum yanına da soğuk bir bira, daha ne isterim evimdeyim!
Tenedos başlıklı yazına gelen yorumları okudum. İstanbul'da sana Tenedos'un verdiği keyfi verecek yerler için öneriler beklediğini söylemişsin. Daha önce gittin mi bilmiyorum ama Kadıköy Kadife Sokak'ta Karga Bar'a bir gün gelmeni öneririm. Gelmeni diyorum çünkü ben de "oralı" sayılırım, ayda bir gece Karga'da müzik çalıyorum. Sitendeki yazılardan anladığım kadarı ile Karga'nın müzik seçkisinin hoşuna gideğini düşünüyorum. Nick Cave, Tom Waits, Dave Matthews, Lou Reed vb. Karga'nın demirbaşlarındandır. İçinde bir de şöminesi var Pazar günleri tembellik yapmak ve birşeyler okumak için birebir. Bilgi almak istersen adresi www.kargabar.org.
Sevgiler
P.S. Zihinsel Lezzetlere devam :)
"Hayata dair ilham alma ihtiyacı"nı karşılayabilen şeyler yapabildiğimi bilmiyordum. Teşekkür ederim.
Ayrıca hissettiklerini buraya yazdığın için de teşekkür ederim. Benzer şeyleri hisseden birilerini okumak çok hoş.
Karga'dan arkadaşlarım da bahsetmişlerdi ama bir türlü gidememiştik Mert'le. Seve seve gelirim, hele de bu yorumdan sonra. :)
Eski bir Odtülü ve ankaralı olarak, istanbulda yaşayan bir gizli ankaralı olarak, içim giderek okudum yazılanları. simitle başladı, eymir derken tenadosta artık tamam dedim.
Tenedosta geçirdiğim günler bir ayı geçer. Kızılırmak sineması, festival filmleri, çıkış film kritik tenados. Buluşma yeri tenados. Kırık kalpler mekanı tenados. Happening mekanı. Anlık oyunlar, yan masada okuyanlar, okuyan kızı kesenler, kesen çocuğu kesen başkaları. Sohbetler, masadan kalkmadan gelenler gidenler. ah ah.
İşyerinden okumamak gerek.
Çok güzel pastalar olurdu, bir de kahvesi lezzetliydi. Güzel müzik çalardı...
Ankaranın insanı daha farklıydı. Ankaralı ben daha farklı. Zaman sıkıntısı yetişme sıkıntısı olmayan bi dilim. Belki öğrencilik nedeniyle. Bir daha hiçbir şehilde aynı sarıl sarmalanma hissine kapılmadım. İstanbuldayım, eşim dostum, arkadaşım. Bir yanı daha özgür, hafızasız, durmadan sıfırlanma, kötü yanı geçici, gelgeç, hızlı ve koşturmaca...
Çekinmeyin siz de yorum yazın
(Yorumlar anında görüntülenmeyebilir.)
<< Ana sayfa