2005/11/14

Kurukahveci Mehmet Efendi ve Mahdumları

Türk Kahvesi
Hafta içi Gelincik Tarlasi isimli sitenin yaratıcısı Burcu ile birlikte yaptığımız güzel gezi sayesinde İstanbul'un en güzel yerlerinden birini buldum. Burcu ile olan gezimizin detaylarını size daha sonra anlatacağım.
Burcu ile Mısır çarşısından çıkar çıkmaz burnumuza harika bir koku geldi; kahve kokusu. Yeni kavrulmuş, taze, mis gibi kahve kokusu. Bu koku Kurukahveci Mehmet Efendi ve Mahdumları yazan tabelanın asılı olduğu dükkandan geliyordu. Dükkanın içi karanlık ama çok çekici görünüyordu. Birkaç fotoğraf çekmek için dükkanın yöneticisi olduğu anlaşılan beyden izin almak istedim. İçeri girmeme müsade etmedi ama dışarıdan fotoğraf çekmeme izin verdi. Pencereden kafamı uzatıp dükkanın bir kısmının ve "kahve"rengi giysili , güler yüzlü çalışanların birkaç fotoğrafını çektim. Burcu ile birer Etiyopya kahvesi alıp oradan gülümseyerek ayrıldık. Tabii kahve kokusundan sarhoş olarak...
Murat Çeker
Kış artık güneşi hep saklar oldu İstanbul'da. Bu, bazı fotoğrafların çekimini zorlaştıran bir durum. Yapay ışık kullanmayı hele de flaş kullanmayı hiç sevmediğim için makinemin sınırlarını zorluyorum bazen. İlk gidişimde çektiğim fotoğraflar beni tatmin etmedigi için hafta sonu Mert ile birlikte tekrar Eminönü tarafına gittik. Dükkana vardığımızda yine başımı uzattım pencereden içeri ve tekrar pencereden fotoğraf çekip çekemeyecegimi sordum. İlk gidişimde ciddi ifadesiyle içeri girmeme izin vermeyen beyefendi bu kez yanındaki çalışanlara; "Girsin içeride çeksin." dedi. Havalara uçarak içeri girdim ve bir buçuk saate yakın eşsiz kahve kokusunu soluyarak, içerideki muhteşem beyefendi ve güleryüzlü çalışanlarla vakit geçirdim. Girmeme izin veren ve bana birbirinden güzel ve renkli hikayeler anlatan bu bey; Murat Çeker. Murat Çeker 14 yaşında baslamış bu kurum için çalışmaya, o zaman sene 1944'müş. Güleryüzlü Çalışanlar
Murat Çeker, kendisinin Kurukahveci Mehmet Efendi sanıldığını halbuki bunun imkansız olduğunu anlattı. Murat bey yaşı itibariyle ancak üçüncü kusağa yetismiş ve onlarla senelerce çalışmış. Kanımca Murat beyin Kurukahveci Mehmet Efendi zannedilmesinin sebebi, Murat beyin yüzünün, her yerde gördüğümüz Kurukahveci Mehmet Efendi'nin kahve kutularının ve parşömenli kağit paketlerinin üzerindeki amblemi anımsatıyor olması. Bu amblem, 1933 senesinde dönemin usta grafikeri İhap Hulusi bey tarafından çizilmis. Bu tasarım gördüğüm en iyi tasarımlardan birisidir.
Mehmet efendi, 1871 senesinde babasının işlettiği baharat ve çiğ kahve satan dükkanı devralıp dükkanda kavrulmuş kahve satmaya başlamış. O zamana kadar kahve çiğ alınır, evlerde kahve tavalarında kavrulur ve el değirmenlerinde çekilirmiş.Murat Çeker ve çalışanlar Mehmet bey, baslattığı bu yenilik ile "Kurukahveci Mehmet Efendi" olarak anılmaya başlanmış. Mehmet Efendi'nin ardından oğulları; Hasan Selahattin, Hulusi ve Ahmet Rıza beyler bu mesleği sürdürmüş ve 1934 senesinde de "Kurukahveci" soyadını almışlar. Bu dönemde Selahattin bey, kurukahveyi yurtdışına da pazarlamaya baslamış.
Bugünkü yönetim de Mehmet Efendi'nin torunlarında yani üçüncü kuşakta.
Kahveler, bugün Kurukahveci Mehmet Efendi'nin Dudullu'daki merkezinden dünyanın bir çok yerine dağılıyor.
Kurukahveci Mehmet Efendi'nin kahvesinin güzel olmasının sebebi, alınan kahvenin labaratuarlarda test edilmesiymiş.
Murat bey: "Kahve kaç kişik yapılacaksa o kadar büyüklükte cezve kullanılmalıdır. Cezveye önce fincanla ölçülen soğuk su ardından da kehve konulur. Bir fincan için 4 gram kahve yeterlidir. Okkalı kahve için 5, kallavi kahve için ise 6 gram kahve konmalıdır. Murat ÇekerAz şekerli için 1, orta şekerli için 2, şekerli için de 3 çay kaşığı şeker eklenir ve buna göre üzerine bir yemek kaşığı su ilave edilip karıştırılır." diye anlattı kahve pişirmenin yöntemini ve ekledi: "Kahve yukarıdan aşağıya karıştırılırsa köpük, cezve yan çevrilip karıştırılırsa kaymak olur. Ateşin üzerindeki cezveden tıkır tıkır ses geldiğinde kahve ısınmış demektir. Cezve ateşin kenarına kaydırılınca yandan gelen ateş cezvenin içindeki kahveyi döndürür."
Hangi kahvenin şekerli hangisinin sade olduğunu anlamak için rengine bakmak yeterliymiş. Murat bey; sade kahvenin köpüğünün bej renge yakın olacağını, ortanın açık kahve ve şekerlinin de koyu kahverengi olacağını söyledi. Yani kahveleri ayırdetmek için fincanların içine kaşık, yanına şeker koymak gibi türlü yöntemlere başvurmaya gerek yokmuş; işin ehli için iş bu kadar basitmiş.
Kahve pişirmenin yöntemini anlatmak pişirmekten uzun sürer. Aslında kahve pişirmek bir iki denemeden sonra çok kolay yapılabilecek bir iştir. Sohbetin tadı, yanında içilen kahveyle çıkar. Hatta sadece içerken değil pişirirken yapılan sohbetler de zevkli olur. Türk kahvesi, aslında en ucuz keyiflerden birisidir. Yanında bir lokma da tatlı bir şey varsa daha ne istenebilir ki. Ama unutulmaması gereken önemli bir nokta var; Türk kahvesinin yanında bir bardak da su olmalıdır. Sebebi; kahveden önce dil, damak, yanaklar ve gırtlağı temizlemek ve kahveye diğer tad ve kokulardan arınmış bir zemin hazırlamaktır. Böylece sadece kahvenin tadı alınır.
Cornucopia Dergisi
Bir diğer önemli nokta da kahvenin saklanma koşulları. Aldığınız kahveyi saklayacağınız kavanoz tüm kokulardan arınmış olmalıdır. Mümkünse kokusuz bir sabunla yıkanmalı ve ve kokusuz bir peçete ile kurutulmalıdır. Kavanozun kapağı sıkıca kapanmalıdır ki kahve dışarıdan koku almasın. Bu yolla sakladığınız kahve buzdolabında tazeliğini daha uzun süre korur. Boşalan kavanoz temiz bir kağıt peçete ile silinmeli ve yeni kahve ondan sonra içine konulmalıdır.
Murat bey her sabah saat 06:30'da gelirmiş dükkana. Önce, biraz ilerideki kasapla sohbet edermiş. Sonra dükkan açılır ve hazırlıklar başlarmış. Saat 11:00 gibi müşteri sayısı artarmış. Sonu gelmeyen sıradaki müşterilerin ihtiyaçlarına sanırım ancak burada çalışan kişiler yetişebilir. O kadar hızlılar ki anlatamam. Murat bey saat 18:00 gibi çıkarmış dükkandan bir saat sonra da dükkan kapanırmış. Tüm çalışanlar birbirleriyle yardımlaşırmış.
Değerli Hatıra
Murat bey sadece Kurukahveci Mehmet Efendi'den bahsetmedi bu sohbetimizde. Çevre dükkanlardan, Pandelli'den, rakıdan, balıklardan, nargileden de bahsetti. "Eskiden...", dedi Murat bey; "Bir; nasıl kahve pişirdiğine bakılırdı genç kızın bir de çorabının arkasındaki çizginin düz durup dumadığına. O zamanlar çorapların arkasında dikiş olurdu."
Bir de 1995 senesinin Cornucopia dergisinde çıkan yazıyı ve fotoğrafını da gösterdi bana. Murat beyin önündeki çalışma masasında o kadar çok bilgi var ki aslında. Küçük küçük kartlara özenle ve güzel el yazısıyla yazılmış bir sürü not, fotoğraflar, kurukahveciyle ilgili çıkmış yazılar, hesaplar... Murat bey, tarih gibiydi, artık her gidişimde kendisini ziyaret edeceğim.
Şimdiye kadar aldığımız en kıymetli hediyeyi verdi çıkarken de Murat bey. Murat beye ve tüm çalışanlara bana ayırdıkları zaman ve güler yüzleri için teşekkür ederim.

Bu yazıya ilişkin yorumlar (18)

Blogger ycurl şöyle demiş...(11/14/2005 04:46:00 PM 
Cok keyifli bir yazi olmus Basak. Konu Turk kahvesi olunca daha da bir keyifli olmus yazi. Istanbul'un diger lezzetlerini kesfedip yazmani dort gozle bekliyorum.

Blogger nihan şöyle demiş...(11/14/2005 04:49:00 PM 
Merhaba Başak çok güzel bir yazı zevkle okudum. Şimdi olsa da güzel bir kahve içsek.
Sevgiler.

Blogger fethiye şöyle demiş...(11/14/2005 08:01:00 PM 
Basak, harikasin. Oncelikle cok ozendim sana. Ilk basta Burcuyla gezmenize, sonra da yazini okudukca Murat beyle yaptiginiz sohbete. Ne kadar keyifli degil mi isin ehliyle, guzel sohbetler kurabilmek? Gercekten simdi bir kahvem olsa da icebilsem diyorum, ama tarifi imkansiz o koku burnuma geliyor gibi.

Blogger Burcu şöyle demiş...(11/14/2005 09:21:00 PM 
Başak'cığım, azını şirkette okudum ama eve gelip kahvemi yudumlarken yorum yazmak istedim. Fotoğraflar şahane çıkmış, özellikle Murat Bey'in portresine bayıldım. Ne anlamlı bir yüz değil mi? Bu arada evim aynı o sokak gibi kokuyor bu günlerde, kahveyi çok sevdim, hele de acı çikolatayla. Sanırım kısa zamanda yeni bir gezi planlamak gerekecek, kahve almaya:)
(Fethiye sen gelince hep birlikte gideriz, ne dersin?)

Blogger Burcu şöyle demiş...(11/14/2005 09:30:00 PM 
Azını değil yazını olacaktı:)

Blogger yemekvebiz şöyle demiş...(11/14/2005 10:42:00 PM 
Basak,
ne guzel bir yazi olmus, inan bir solukta okudum , Murat bey nasil nur yuzlu bir insan, ne guzel seyler paylasmis seninle, sayende bizlerde ogrendik, benim anneannemde aynen boyle anlatirdi, kahve evde kavrulurdu, dibekte dovulurdu hep evinde, onceleri mangal atesinde sonra kaminoto denilen isporto ocaginda kisik ateste ve bakir bir cezvede...
Ne guzel bir kahve kulturune sahibiz, benimde su an burnuma koktu inan.
ellerine saglik, cok sevdim bu yaziyi, buzlugumda Kuru Kahveci Mehmet Efendi her zaman mevcut, Turkiye'den her gelene siparis ederim. :))
Sevgilerimle,
Zeynep

Blogger pastaci şöyle demiş...(11/14/2005 10:49:00 PM 
burcu bana sormuştu glikozu eminöünüde nerden alıyorsun diye..
demek başbaşa eminönüne gittiniz..kahveciye uğradınız ve muhteşem bir finalle sonlandırdınız..çok özendim size çokkk :(
başak,yazı,resim hepsi süper olmuş..tekrar ediyorum çok başarılısın..bence bu yaptıklarını hobiden öte işin haline getirmelisin..
birde çok merak ettim burcu glikoz bulabildimi..eğer sancarlara geldiyse bende gitmek ve almak istiyorumda..

sevgilerimle..

Blogger Burcu şöyle demiş...(11/15/2005 12:36:00 AM 
Yok gelmemiş Sancarlar'a. Ben de hazır olan kaplama malzemesinden aldım. Sancarlar çeşit açısından çok zengin ama bayıldık biz malzemelere.

Anonymous Nalan Kızılırmak şöyle demiş...(11/15/2005 02:19:00 AM 
Merhaba Başak,yazını gülümseyerek okudum.Fotoğraflarda çok sevdiğimiz,çok eskiaile dostumuz Murat Amcayı görünce.Harika bir insandır.Siz de çok güzel ifade etmişsiniz.Sevgiler.

Blogger mor-cilek şöyle demiş...(11/15/2005 09:38:00 AM 
Basak bu yazın icin cok tesekkurler...Hernekadar cocukken icmemize (nedenini hala cozemedim) izin verilemsede acıkcası ben su anda acısını cıkarıyorum...oglenleri yemekten sonra mutlaka kahve icerim ki ofisteki arkadaslarımdada alıskanlık haline geldi...
bende eminonune gittigimde mutlaka aynı yerden kahvemi alırım...aslında benim nacizane fikrim kucuk bir kahveci acmak Kuru kahveci Mehmet efendinin dukkanının yanına (: cunku oraya hergittigimde oan keske 1 fincan kahve olsada icsem diye icimden gecicirim (:
sevgiler

Anonymous Adsız şöyle demiş...(11/15/2005 10:17:00 AM 
Mısır Çarşısı, kahve; Türk kahvesi, keyifli sohbetler, İstanbul... Çok kışkırtıcı.

Hatta kışkırdım.
Sevgiler,
k. Başak

Blogger Sibel şöyle demiş...(11/15/2005 12:51:00 PM 
Başak gerçekten çok keyifli bir gezi ve yazı olmuş (kıskandııııım!)Ben de her gün muhakkak bir fincan Türk kahvesi içenlerdenim. "Doyumluk" kahvem ayrıdır, onu da içerim gün içinde ama illa ki şöyle köpüklü bir de keyif kahvem olacak! Yanında bitter çikolata veya lokumla, iyi bir yemek sonrası nasıl güzel gider!

Blogger zinnur şöyle demiş...(11/15/2005 06:56:00 PM 
Ne guzel resimler, ne guzel bir konu ve yazi! Kahve icmememe ragmen her turlu kahve muhabbetine bayilirim. Murat beyden ogrendigimiz kahve incelikleri beni kendisine hayran etti. Insanin baktigi isterse cansiz bir nesne olsun, kendisine ask ile bakan karsisinda adeta dile geliyor o nesne. Cok derin bir yaziydi cok! Basak'cigim, ellerine, ayaklarina, klasorune saglik. Senin de, Burcu'nun da, Mert'in de...

Blogger mor-cilek şöyle demiş...(11/16/2005 11:49:00 AM 
sevgili Basak
türk kahvesi severlere izninle biryeri onerecegim.
eger yolunuz beyoglu-tunel'e duserse orada "peradox" ta türk kahvesi icmenizi oneririm.benim ofisim oraya yakın oldugundan keyifli gunumuzdeysek arkadaslarla orada kahve icmeye gidiyoruz.
hele ki kahvenin sunumu super (:genelde turistler ugradıgı icin gayet ozenli bir sekilde sunumları...kücük gümüs tepsi icinde su bardagı ve kucuk cam sürahisi, 1 bardak visneli likor kendi yapımlarıymıs, lokum ve 1 fincan kahveniz(:
yolunuz duserse ugrayın mutlaka
sevgiler

Blogger Basak şöyle demiş...(11/17/2005 10:18:00 PM 
Ycurl; devam edeceğim İstanbul'un lezzetlerini anlatmaya. Bekleyişin ve sitemi takip edişin için teşekkür ederim.

Nihan; yorumların için sağol.

Fethiye; buralarda olsan beraber giderdik. Sana gönderelim Türk kahvesi. :)

Burcu; dediğin gibi yeni geziler bizi beklemeli. Çok güzeldi. Teşekkürler tekrar.

Zeynep; sana sanırım güzel şeyler hissettirmiş ve anımsatmışım. Ne mutlu bana. :)

"Pastacı" Burcu; kötü yakalandık sana. ;) Bir daha giderken sana da haber. Düşüncelerin beni mutlandırıyor teşekkür ederim Burcu, sağol. Glikoz hakkında bilgiyi sağolsun "Gelincik" Burcu vermiş.

Nalan; demek aile dostunuz Murat bey. Ne hoş tesadüf sitemi ziyaret etmen ve aile dostunuzu görmen. Çok hoşuma gitti. :)

Dilekler Ülkesi'nin dileği de çok hoş. Harika bir fikir, haklısın çünkü herkes sarhoş edici kokunun her tarafını sardığı bu sokakta o kokunun bir yudum tadına bakmak isteyecektir.

K. Başak; tamam sakin ol, aklımdasın. Bekle beni.

Sibel; kıskanma, birbirimizi okuyoruz işte ne güzel bak. Tam keyif insanıymışsın Sibel. Ooh...

Zinnur; senin de gözlerine sağlık, sağol.

Mor Çilek, önerin için teşekkür ederim. Aklımda olacak. Likör fikri de çok güzelmiş. :)

Anonymous Adsız şöyle demiş...(12/19/2005 11:32:00 AM 
kahvenizi çok lezzetli bulur,(yıllardır) özellikle arar, keyfle içerdim, ancak son dönemlerde fazla kavrulmuş ve acı buluyorum, bu da beni çok üzüyor

Anonymous MEHMET COŞKUNKAN şöyle demiş...(1/28/2007 04:45:00 PM 
bizi keyfimizden mahrum etmeyin alanyada dagıtım ve satış organızasyonunuzdan hiç memnun değilim kahvenizi bulamıyoruz metroda çoklu paketler tüketiciye ulaşamıyor bir çok avrupalı arkadaşımızı alıştırdık fakat onlarda market raflarında kahvenizi bulamamaktan şikayetçi KEYFİMİZE DOKUNMAYIN....

Anonymous kahve şöyle demiş...(2/25/2009 07:43:00 AM 
rakibi geçtim alternatifi bile yok :)

Çekinmeyin siz de yorum yazın
(Yorumlar anında görüntülenmeyebilir.)

<< Ana sayfa

Başak Gürbüz Derman

Başak Gürbüz Derman
İstanbul, Türkiye
gurbuzbasak{a}gmail.com

Kişisel Sayfam
Diğer Fotoğraflarım (Flickr)

Get Firefox!

Join the Greenpeace cyberactivist community and start making waves.