Eminönü-Karaköy; Ufak Bir Gezi

Bir süredir Eminönü ve Karaköy'de Burcu ile yaptığım küçük geziden bahsediyorum. Murat Çeker ile tanışmama, güzel turta kalıpları almama vesile olan güzel geziden...
O gün, Burcu beni önce Karaköy Lokantası'na götürdü. Orada çok lezzetli bir yemek yedik ve sohbet ettik. Yemekler çok güzeldi ama ne yazık ki fotoğraf çekemedim çünkü oturduğumuz yer çok karanlıktı. Hafta içi öğle arasında oldukça kalabalık olan Karaköy Lokantasına hafta sonu Mert'le gittiğimizde lokantanın çok sakin olduğunu gördük.

Lokantadan sonra Burcu ile Mısır Çarşısı'nda gezdik. Mısır Çarşısını gezenler bilir, her şey aslında turistler için. Baharatları koklayarak, inceleyerek gezdikten sonra ikimizde 2 buçuk YTL'ye birer vanilya çubuğu aldık. Vanilya ile bir tatlı yaptığımda onun da fotoğrafını çekeceğim.
Mısır Çarşısı'ndan çıkınca mutfak eşyalarının satıldığı sokağı sorarak bulduk ve oradaki bütün dükkanlara girdik. Sokak rengarenk, kalabalık ve gürültülüydü ama nedense İstanbul'un bu karmaşasında kendimi hiç rahatsız hissetmedim. Dükkanlarda pasta süsleme malzemeleri, çeşit çeşit kalıplar, ölçü aletleri, boyalar, kesme ve çırpma aletleri, Arjantin drajeleri (Bunlardan aldık, yakında kullanırım bir yerlerde), mumlar, renkli kese kağıdından poşetler, boncuklar ve daha bir sürü şey vardı.

Burcu, Doruk ve Bulut'un yaş günleri için malzemeler aldı. Benim yazım da arkadaşım Doruk'un doğum gününe denk geldi. Dün de Bulut'un yaş günüydü. Her ikisine de mutlu, sağlıklı, neşeli yıllar diliyorum. Nice uzun, güzel senelere. :)
Eminönü'ne gitmeden önce kendinize yakın alışveriş merkezlerinde fiyat araştırması yapmanız sizin için iyi olacaktır çünkü bazı kalıplar marketlerde daha ucuz. Ama tabii diğer yerlerde bulamayacağınız bir çok şey var burada. Mutfak malzemeleri için bir cennet burası.

Mutfak ıvır zıvırlarını aldıktan sonra, sokakta ilerlerken burnumuz kahvenin muhteşem kokusunu aldı ve ayaklarımız yerden kesildi. Kokuyu takip edip Kurukahveci Mehmet Efendi'nin dükkanına ulaştık. İlk gördüğüm anda canım fotoğraf çekmek istedi. Hikayenin geri kalanını biliyorsunuz zaten; kafamı pencereden içeri sokup fotoğraf çekmeye çalışmam, sert Etiyopya kahvesinden almamız, kahve kokusunu içimize çekmemiz ve kahve kokusuyla sarhoş olmamız. Oradan ayrılıp Galata Köprüsü'ne yürüdük. Köprünün altı Burcu'nun da bahsettiği gibi güzelleşmiş. Yeni yerler açılmış. Tabii ben eski halini çok iyi bilmiyorum. Köprünün üstünde balıkçılar her zamanki gibi denizdeki balıkları kovalara doldurmakla meşguldü. Deniz o gün çok cömertti; tüm kovalar dolmuştu.
Güleryüzlü Burcu ile köprüyü geçince ayrıldık ve ben vapura bindim. Vapurda dışarıda bir yere oturdum ve etrafı izlemeye başladım, soğuk burnumu dondurdu. Sanırım İstanbul'a alışıyorum...

Bu yazıya ilişkin yorumlar (11)
İstanbul'a bu aileyi madden kazandırmış durumdayız, ancak bir de manen kazandırmak gibi esaslı bir halkla ilişkiler görevi duruyor önümüzde. Burcu, benim sözde bıraktığım bu zorlu faaliyeti, icraata dökerek üstlenmiş gözüküyor, umarım, arkası gelir.
Fotoğraflar, sözünü ettiğin renk cümbüşünü çok güzel yansıtmış, yazının her satırından da gene keyif damlıyor, eline sağlık Başak :)
Tomek, fotoğraflar ve yazılar hakkında söylediklerin için sağol. Bu proje ne zaman başladı, projeye kimler dahil bilmiyorum ama İstanbul'dan sıkılma durumu ortadan kalktı. Ama şimdi ki düşüncem şu; orası burası veya başka bir yer; artık hiç farketmiyor. Hayalimdeki yer olamadıktan sonra ne farkeder. Bari olduğum yere alışayım. Bu arada bir de bizim baklagillerimiz var Tomek, bir el atarsanız onlara da...
Ycurl, sanırım sen de projedensin. :)
Sık sık gelip siteyi takip ettiğinin farkındayım, çok teşekkür ederim, sağol.
Ben Istanbul'da okurken pek cok Istanbullu arkadasima gore daha cok yer biliyordum. Isin ilginc yani keyifli yerler hic bitmiyor ki. Istanbul'un karmasasi, trafigi cekilmez ama o kacis yerleri olmasa ve senin fotograflarinda detaylari yakalaman Istanbul'u daha cok sevmene sebep olacaktir. Ben 16 yil Eskisehir'de dogdum, buyudum ve yasadim ama Istanbul bence dunyanin -az cok gordugum sehirler icerisinde- en guzel sehiri benim gonlumde. Bu arada Fener-Balat gezisi yapmanizi da tavsiye ederim. Patrikhaneyi gezebilme sansin var ve tepede terkedilmis bir rum lisesi var. Bir de orada ben hayatimda yedigim en guzel hamsi tavayi yemistim ama lokantanin adini hatirlamiyorum. Esnaf lokantasi idi ve bizi turist sanan semtin muhtari tarzinda bir amca tavsiye etmisti. Hmmm aklima geldikce yazarim ya ben de orada olsam da tekrar Istanbul'u kesfetsem hic yilmadan ;) Pardon biraz uzun yazdim ama Istanbul anlatilmaz yasanir :))
saclarini dagitir ruzgar
yedi tepe uzerinden
hatiralar tarihin kullerini savurur
kadin gibi, kisrak gibi sarilayim gel ince beline
yarim istanbul, gel opeyim gerdanindan
sene de bir de Türkiye geldigimde belli gezi rotalarim vardir.Levent e
oturdugum icin Metro ile Taksime cikarim, ordan yürüyerek Beyogluna Inerin,
Midye Tava ve ardindan Inci´de Profiterol yedikten sonra, Tünel ile asagi
inerim.Sonra Misir carsisi ve eger Kiz arkadasimda yanimda ise Tahtakaleye
gelmeden incik-boncuk pasajlarini gezeriz,böyle seylere meraklidirda kendisi.Sonrada yukari kapalicarsiye kadar
cikarim.Orda carsida meydanda Limonatasi ünlü bir kahve vardi,sanirim FES Cafe idi,simdi adini
tam hatirlayamadim, orda kisa bir mola veririm.
Sultanahmet tarafinda ;Four Seasons Oteli var, belki bilirsiniz oranin
saat sanirim 14 ya 15 den sonra baslayan TEA-TIME i var.Simdiye kadar
Istanbulda beni ziyarete gelen tüm arkadaslarimi mutlaka oraya götürdüm,
hepsi hayran kaldi.Orda sizi neler bekledigini görmeniz icin emaille bir fotograf
yolladim,Basak hanim fotografi belki sayfasina koyar.Servisi ile lezzeti ile gercekten süper , eger denemedi iseniz
mutlaka deneyin.
Bu commenti yazarken ,bir yandan da kendime de bir blog aciverdim.
http://cafewien.blogspot.com/ sayfasina bir resmini koydum Tea-time da gelen bazi seylerin fotografini,benim blog yazmama da bahane olmus oldu.
Sanirim bende sayisi fazla olmayan Limonatacilardanim.Burda bazen,özellikle yazin, Cafelere
gittigimizde eksikligini cekmiyorum desem yalan olur.Kahve diyarinda limonatami aranir diye soranlar vardir aranizda kesin.
Istanbulda ki güzel limonatalardan biride Bebekteki Divan in ,bazilari orasi
cok pahalidir diye düsünsede aslinda ,yer ve manzara ,kalitesi düsünülürse
hicte yüksek kalmiyor.Oranin Keskül´ünün tadi damagimda hala , badem tanecikli.
Amerikan zincirlerini cafelerini pek tutmam ama Gloria Jeans de de
ictigim en güzel limonatalardan biri oldugunu söyleyebilirim.
Aklima yeni yerler gelirse aralarda yazmaya calisirim.
Herkese afiyet olsun
Curly, teşekkür ederim yorumun için. Sağol. :) Tüm tavsiyelerini not alıyorum.
YK de ekipten galiba. İStanbul'u sevelim sevdirelim ekibi. :)
Turkish Delight, detaylı yorum için teşekkür ederim.
Çekinmeyin siz de yorum yazın
(Yorumlar anında görüntülenmeyebilir.)
<< Ana sayfa