Oyuncak Müzesi (Duygusal Lezzetler)

Haftasonu harika bir şey yaptık; oyuncak müzesine gittik. Ablam, eşi, yeğenlerim, Mert ve ben. Bayıldık, ne diyebilim ki daha başka! Sizinle de paylaşmak istedim burayı; müzenin yaşattıklarını sizin de hissetmeniz için; merakı, şaşkınlığı, özlemi, üzüntüyü, mutluluğu, her şeyi... Belki bir gün siz de gidip yaşarsınız bu duyguları...
Bu müzedeki oyuncakları Sunay Akın biriktirmiş; yıllarca, dünyanın her yerinden, özenle. Müze dört katlı, tarihi bir ev. Her yerde oyuncaklar var, binlerce. Bu oyuncaklar özenle gruplanmış; her gruba özel bir atmosfer yaratılmış. Bazılarında etnik müzikler, bazılarında Sunay Akın'ın teypten gelen sesi eşlik ediyor size oyuncakları tek tek incelerken.

Sunay Akın bir söyleşide müze için; "Hayatın zenginliğinin hisse senetlerinde değil, 'hissi' senetlerde olduğuna inanarak, 11 yıl içinde biriktirdiğim antika oyuncakları Göztepe'de bir araya getirdim." yorumunu yapmış. Müzede aslında toplamış olduğu tüm oyuncaklar sergilenmiyormuş, ancak bu kadarını sığdırabilmişler.
En eskileri büyük merak uyandırıyor insanda. Kim yapmış, neler hayal etmiş, kimler onunla oynamış, oynarken nasıl sesler çıkarmışlar, onlarla oynayanlar
şimdi yaşıyorlar mı, yaşayanlar kim bilir neler yapıyor? Oyuncakların en eskisi araştırmalarıma göre; 200 yaşında bir kemanmış, en yenisi ise bir Concorde uçak. Okuduklarım yazıldıktan sonra daha eskileri ya da daha yenileri eklenmiş olabilir tabii. Biz müzeden çıkarken bir adam, büyük bir karton kutunun içinde oyuncak getiriyordu müzeye, bağışlamayı düşünüyordu sanırım.Eskiden anımsıyorum küçük dükkanlar olurdu oyuncak satan. Karanlık, tozlu rafları olan bir oyuncakçı hatırlıyorum. Artık yok onlardan değil mi? Zaman geçtikçe oyuncakları da değişiyor çocukların. Bazılarının ise hiç olmuyor oyuncağı zaman geçse bile. İsterdim ki çocuklara bedava olsun bu müzeyi gezmek; yoksa eğer oyuncakları hiç değilse girip çıkıp baksalar, hayal kursalar orada. Öğrenciler için üç, büyükler için altı YTL idi biletler.
Benim çok fazla oyuncağım yoktu; bir zenci bebeğim vardı; bir "Uzun Kulak" adını taktığım enteresan bir bebeğim, sanırım erkekti, uzun bacakları çizgiliydi, palyaço da olabilir aslında, tam anımsamıyorum; bir de en çok oynadığım legolarım, şimdi ki legolar gibi değildi tabii.
Aslında daha çok kalemlerleydi işim. Ablamların koca kitaplarının sayfalarına, müsvette kağıtlara ve bazen de duvarlara resim yapardım. Koca kafalı insanlar, hayvanlar, evler çizerdim. Hiç kızmazlardı bana. Şimdi anımsadım; oynamaktan en fazla hoşlandığım şeylerden biri de düğmelerdi. Annem hep dikiş diktiği için bir kutu dolusu düğme vardı evimizde. Onlarla oynardım, dalar giderdim. Bir de 'soğan arkadaşım' vermış benim. Yeğenim İrem küçüklüğünde hayali arkadaşına "soğan arkadaşım" derdi ve onunla konuşur, onunla oynardı. Aynı soğan arkadaştan benim de varmış; konuşur dururmuşum onunla; hayal gücü işte.Fotoğraflardan birinde gördüğünüz palyaçolarda ilginç bir şey var; bakışları çok etkileyici, özellikle önde duranın. Biraz psikopat göründüklerini söyleyebilirim. Diğer fotoğraftaki gizemli kadın da bir çok şey düşündürtebilir insana.
Astronotların olduğu odada, eski bilimkurgu filmlerinde olan, açılıp kapanan bir kapı bile vardı. Füzeler, uzay araçları, aklınıza ne gelirse...

Küçük böcekler, ördekler, bebekler, motorlar, arabalar, 'Mandreke'nin çözebildiği zeka oyunu', atlar, köyler, şehirler, doktorlar, hemşireler, savaş alanları, kurşun askerler, küçüklüğümden anımsadığım tahta kalem kutusu, Cin Ali ve Ayşegül'ün olduğu kitap sayfaları, Alice ve arkadaşları, Laurel ve Hardy, dini oyuncaklar, tren istasyonları, kuzular, eski fotoğraflar; kısacası hayatımızda olan her şey ve daha fazlası vardı orada.
Ama ben en çok kızılderililerin olduğu odadan hoşlandım. Girer girmez Kızılderili müziği çalmaya başlıyor. Her bir oyuncak tek tek yerleştirilmiş vitrinlerin içine, çeşitli mizansenler oluşturulmuş. Belli ki birileri onları oraya yerleşirirken hayal kurmuş, oynamış onlarla. Keşke ben yerleştirseymişim onları.
Oyuncak müzesinin adresi: ÖmerPaşa Caddesi, Dr. Zeki Zeren Sokağı, Göztepe. Telefon: 216 359 45 50-51
Müze Pazaretsi günleri hariç her gün 09:00- 18:00 saatleri arası açık.
Bir de Ankara'da varmış oyuncak müzesi, orayı gezmemiştim. Gitmek isteyenler için adresi: Ankara Üniiversitesi Eğitim Fakültesi, Cemal Gürsel Caddesi Cebeci, Ankara. Telefon: 312 363 33 50/297
Müze, Çarşamba-Cuma 10:00- 17:00 arası açıkmış.

Meğer ne oyuncaklar varmış!

Bu yazıya ilişkin yorumlar (14)
Muhakkak gideceğim.
hatta eltimi de çağırayım en iyisi çükü kendisi bir Sunay Akın hayranı.
Ben de müzeyi 6 ay önce keşfettim. Ama bir türlü gidemedim. Her defasında saat ya 4'te ya 5'te kapısının önünden geçerken Aaaa. Bak ben burayı gezecektim diyorum. Sonra kapanmasına az kaldı diyerek vaz geçiyorum.
İnşallah bu yıl giderim.
istanbul'daki müzeyi bende duymuştum hatda sunay Akın 1 tv programında anlatmıştı ama Ankara'da bu tür bir müze olduğunu hiç bilmiyordum....ik fırsatta gideceğimm...
çok tşkler...
Sunay Akın'in Istanbuldaki Oyuncak muzesine iki kere gittim,
genelde İstanbul disindan gelen misafirlerimi ilk goturdugum yerlerden biri....Her gidisimizde Sunay Akın'i gorduk..Herkesle selamlasiyor, cok guleryuzlu ve bilgili bir kisi....
Cok guzel anlatmissiniz...Gitmis gibi oldum tekrar...
Beni en cok etkileyen oyuncaklar sirk figurleriydi.....Bir de nuhun gemisinin canlandiran oyuncaklar....
Herkese tavsiye ederim...
Bir de izmir'de var oyuncak müzesi. Varyanttan çıkarken yokuşta - konak'tan varyanata bakıldığında net gözüküyor yeri.
Bu arada Ankara Oyuncak Müzesi icin detay:
http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=oyuncak+muzesi
Enis K.
http://www.sabah.com.tr/2004/05/29/cpsabah/hob119-20040523-102.html
Enis K.
Çekinmeyin siz de yorum yazın
(Yorumlar anında görüntülenmeyebilir.)
<< Ana sayfa