Erenköy'de Sokak Simitçisi (74)

Erenköy'de Starbucs'ın karşı kaldırımının köşesindeki simitçinin izindeydim bu sefer. Aslında Starbucs ile aynı kaldırımın üstünde de bir simitçi vardı. Sanırım şiirleri var. Yanına sürekli birileri geliyor ve sohbet ediyorlar. Ayaklarının dibinde güvercinler var. Ayrılmaz ikili; simitçi ve güvercin. İzinde olduğum simitçi o muydu yoksa karşı kaldırımdaki miydi? Karşıya geçip bir de diğerine bakmalıydı. Her ikisinde de simitler, zeytin ezmeleri ve krem peynir vardı. En sonunda sordum ve öğrendim ki karşı kaldırımdakiymiş. Simitleri aldım, kendisinin bir fotoğrafını çektim. İsmi Nuh Tavuz, simitçinin. İstersek bir dahaki sefere kendisinin hazırlayabileceğini söyledi; yani içine zeytin ezmesi ve krem peynir sürerek hazırlayabileceğinden bahsetti.
Simitleri alıp eve geldik. Sıcak ve nem çok rahatsız ediyor, dışarıda gezmektense evde balkonda ayaklarımı uzatıp kitap okumak daha çekici geliyor. Gelirken tadına baktım. Gevrek ve tazeydi. Zaten alırken, yumuşak mı gevrek mi istediğimizi sormuştu simitçi. Bazıları yumuşak istiyormuş. Akşam çay ve beyaz peynirle simidi yedik. Simit, bildiğiniz İstanbul simidi. Ne diyebilirim ki! Evet, gevrek ve taze İstanbul simidi. Tabii diğer gevrek ve taze İstanbul simitlerinden farkı ne bilmiyorum.
Aslına bakarsanız; simit deyince benim aklıma Ankara geliyor. Ankara'nın simidinin dışı koyu renktir çünkü pişirilmeden önce pekmez ve su karışımına batırılır. Pekmez yerine boyalı bir takım şeyler ya da yanık şeker kullananlar da var tabii ki ama ben doğru düzgün yapanlardan bahsediyorum. Bu karışıma batırıldıktan sonra susama banılır ve doğru fırına sürülür. Defalarca izlemiştim bu işlemi Cebeci'deki simit fırınında. İşte bu yüzden tahin pekmez tadı kalır hafifçe damakta. Ama şekerli değildir; yani pastane simitleri gibi değildir.
Eskiden pastanelerde açık renkli, tatlımsı daha büyük olan simitlerden satılırdı sadece. Artık simit sarayları var her yerinde Ankara'nın, özellikle de Karanfil'de. Sadece sokak simitçileri satmıyor yani Ankara simidini. Taburelerinde oturup, bir bardak demleme çayın yanında simit yiyebileceğiniz simit saraylarında da satılıyor. Başlarda bir kaç tane simit sarayı vardı ama şimdi adım başı var. Hangisine güveneceğini bilmiyor insan.İstanbul simidi tatsız geliyor bana. Belki önceden Ankara'nınkini yememiş olsaydım...
Bir daha gidince alıp İstanbul'a getireceğim biraz, atarım buzluğa, canımız çektikçe yeriz ısıtıp ısıtıp.

Bu yazıya ilişkin yorumlar (11)
Benim en sevdigim iki sokak simitcisinden biri Nisantasinda, Yargici' nin oldugu kaldirimda, oburu de yine Sisli metro duraginin dibinde. (hani havaya ucan sinagogun kosesinde kalan metro duragi, karsisinda Mado olan)
Her ikisinde de senin adamin sattigi cinsten, her daim citir ve leziz simitler var.
Bir de Dolapdere'de Apik'in hemen yaninda bir ekmek fabirkasinda simit yaparlar ki, herkesin ove ove bitiremedigi en guzel Istanbul simitleri orada imal edilir. Eskiden ben her gun okula yurudugum icin oradan alirdim simit, sabah kahvaltisi olarak, cok lezizdir, epey de pekmezlidir, belki o seni mutlu eder. Ama yine sisko tabii, Ankaradakiler gibi citir degil.
Bu arada oyle guzel bir resim ki bu, hemen masaustune koymak, arada bir bakmak istedim. Istanbulu ozledim!
Sevgiler
idil
E şimdi nereli olduğuma gelirsek, ben de tam bilmiyorum. Afşin doğumluyum, annem çerkes, iki yaşımdan 2 sene öncesine kadar Ankara'da yaşadım. Şimdi İstanbul'dayım. Nüfus cüzdanımda Mersin yazıyor. Ama bunların hiç biri benim için bir şey ifade etmiyor. Dünyalıyım yani. Ama simit konusunda Deniz hanım, tipik bir Ankara'lıyım. ;)
Fotoğraf için söylediklerin de beni mutlandırdı, teşekkür ederim.
ne yapayim; Kisin sogukta bir elim paltonun cebinde, kolumun altinda kenarlari kivrilmis defterlerim, dolmus kuyrugunda usumus ayaklarimi yere vururken, diger elimde minik saman kagidiyla tuta kopara lokmaladigim bilmemkacbintane simidi nasil unuturum, sirf istanbulun denizi aman ne guzel diye.. canim ankaram canim simidim canim kendi bir ruhu bir derin sehrim, ait oldugum. Derim ben.
(der, ve yutkunur)
Bir İstanbul-Ankara tartışması yaratmak istemem ama hera'ya katılıyorum.
secil
Sevgili Başak, bu 100'lük liste bana da geldiğinde kaydetmiş, bir gün hepsinin tadına (tabi damak tadıma uymayanlar için ısrar etmem:) bakmayı hayal etmiştim. O yüzden siteni çok sevdim! Ankara simidi deyince de dayanamadım.
Ben Ankara'da yediği simitlerden sonra pek simit yiyemeyen, yese de "simit mi yani şimdi bu?" diyenlerdenim:)) Yoo, İstanbul simidine birşey diyemem ama benim için de simit Karanfil'de, Sakarya'da çay ocaklarında yediğim o mis kokulu çıtır simitlerdir... Ankara'da kötü demlemenin nedense pek mümkün olmadığı, nerde içilse lezzetli (suyundan demiştik sonunda:) çayın eşlikçisi olarak tabi.
Sevgiler...
Çekinmeyin siz de yorum yazın
(Yorumlar anında görüntülenmeyebilir.)
<< Ana sayfa