2005/07/04

Atatürk Arboretumu (Zihinsel Ziyafet)

mor çiçek

Bu yazıyı; elinizdeki kağıt mendili, yiyip bitirdiğiniz çikolatanın paketini, bir hafta önce gittiğiniz sinemanın cebinizde unuttuğunuz bilet koçanını, kendinizi ve etrafı zehirlemek üzere içtiğiniz sigaranın izmaritini vesaireyi vesaireyi yere atmayacağınıza dair kendinize güveniyorsanız okuyun ve eğer bunları yaparak doğaya zarar vermediğinizi düşünüyorsanız hatta bu aklınıza bile gelmiyorsa lütfen bu akılsızca yaklaşımınızı gözden geçiririn ve bilinçlenmeye çalışın. Biliyorum ki; çevreye zarar veren davranışların eğitim düzeyiyle değil zeka düzeyiyle ilgisi var.
Her hareketten önce düşünmeli; zaten bir süre sonra doğru olan alışkanlık haline gelir.Bu uyarıdan sonra; size İstanbul'un enfes bir yerinden bahsedeceğim. Bu kez anlatacağım yer damağınıza ve midenize değil de ruhunuza hitap eden bir yer olacak: Atatürk Arboretumu...
Atatürk Arboretumu

Arboretumlar aslında eğitim ve bilimsel amaçlı kurulmuş bitki müzeleridir. İnsanlara yüzlerce çeşit bitkiyi tanıtmak, nesli tükenen türleri koruma altına almak, yabancı kökenli türlerin ülke şartlarına uygunluğu konusunda bilgi edinmek gibi amaçlarla kurulan arboretumlardan bir tanesi de İstanbul'da Belgrad ormanının güneydoğusunda kurulmuş. Hafta sonu girebilmek için giriş kartına sahip olmak gerekiyor. Bu giriş kartına sahip olabilmek içinse önce bir form dolduruluyor; forma üyesi bulunduğunuz
derneklere kadar detaylı bilgiyi girdikten sonra ( tabii üyesi bulunduğunuz dernek varsa!) kabul edilmeyi bekleyorsunuz. Bir de üyelik ücretinizi yatırmış olmanız gerekiyor. Yani buraya haftasonu girebilmek için seçim yapılıyor insanlar arasından. Peki neye göre seçilebilir ki insanlar? Efendim eğer şu derneğe üyeyseniz kesinlikle yere çöp atmazsınız, eğer şu fakülteden mezunsanız ağaca isminizi kazımazsınız ama eğer orada çalışıyorsanız yangın çıkarabilirsiniz... Böyle bir seçimi kim neye göre
yapabilir? Haydi diyelim harika bir yöntem buldular ve şıp diye ayırt edebiliyorlar çevre düşmalarını ve koruyabiliyorlar müzeyi; peki hafta içi girişler neden serbest? Bence bu işlerin doğum yeriyle, meslekle ya da dernek üyeliğiyle bir ilgisi yok. Dolayısıyla bilinçsiz insanlardan doğayı kurtarmanın yolu bu değil. Koruma faaliyetlerini gerçekleştirecek eleman azlığından ötürü bu yöntemi geliştirmişler. Onca işsiz insan varken bu eleman eksikliği neden bilmiyorum. Girişte bekçilerin maaşını karşılayacak oranlarda belli bir miktar ücret alınsa, anlamsız eleme yönteminin uzun sürecinden kurtulunmuş olur. Aslında bizim memlekette kişi başına bir bekçi gerekir ki bu durumda o kadar bekçinin maaşı nasıl ödenir bilmiyorum. Bu bir çıkmaz...
Topuz Çiçek

Daha derin mevzulara dalmadan size arboretumun güzelliğinden bahsedeyim. Biz buraya sonbaharda gitmiştik, o yüzden size sonbaharda çektiğim fotoğraflardan bir kaçını sunuyorum. Oldukça büyük bir alanda envai çeşit bitki var. İstanbul'un pis havasını, sıkıcı trafiğini, can sıkıcılığını unutturan, rengarenk, tertemiz bir yer burası. Çoğu bitkinin üstünde latince isimleri yazıyor. Tabii keşke hepsinin üstünde yazsa, hatta geniş bilgi edinebilsek falan filan ama bu kadarı bile bizi mutlu etmişti gittiğimizde. Yere düşen kurumuş kahverengi yapraklarla yatak gibi olmuş yerde yürürken çıkan hışırtıları dinlemek, toğrağın ıslak kokusunu almak, doğanın tüm renklerini izlemek o kadar rahatlatıyor ki; oradan çıkıp şehre dönerken şehrin sıkıntısını bir süreliğine yapay olarak unutmuş oluyorsunuz. Bir süre sonra tekrar hatırlıyorsunuz tabii, bu sefer de keşke hep öyle bir yerde yaşasam, ne arabalar olsa etrafta ne gürültü ne de sıkıntı diye düşünüyorsunuz. Hepiniz böyle düşünmüyor olabilirsiniz, ben kendi düşüncelerimi dile getirdim...
Bu arada arboretum bir piknik ve mangal alanı değil ama evden getireceğiniz peynir ekmek ya da meyvenizi yiyebilirsiniz, koşabilirsiniz, yatabilirsiniz ya da kitap okuyabilirsiniz... İyi eğlenceler...Göl

Bu yazıya ilişkin yorumlar (10)

Anonymous fethiye şöyle demiş...(7/20/2005 05:41:00 AM 
Oncelikle, buraya haftasonu gittiginizi saniyor ve girebilmek icin uyelik izni alabildiginiz icin tebrik ediyorum.

Yazdiklariniz ne yazik ki cok dogru; herkese bir bekci gerekiyor memlekette.

Ne tuhaf degil mi? ABD'deki bazi parklarda gonulluler calisir. Bizde, dediginiz gibi issizlik cok, bu gibi yerlerde calisacak insan yok ama. Aklimda kalsin, insallah bir Istanbul gezimde gormek isterim.

Blogger Basak şöyle demiş...(7/20/2005 09:51:00 AM 
Hayır fethiye, üyelik izni almadık. Hafta içi gezmek, her zaman mümkün olmaz ama, daha mantıklı görünüyor. O kadar üzülüyorum ki Türkiye'de çoğu işin can sıkıcı olmasına. Mesela ehliyet alırken sabahın köründe gidip sıraya giriliyor; ehliyet sınavı desen bir komedi; şimdi pasaport alacağız, online başvuru yapılabilildiği söylense de yine 2 gün oraya gitmek ve ilk gün sırada beklemek ve ya gereksiz bir sürü prosedürü beklemek için zamanını mecburen orada geçirmek gerekiyor. Fakültem ayrı bir dert, Türkiye'nin tüm aksiliklerinin toplanıp öğrencilere aşı olarak yüklendiği yer. Oooof...Can sıkıcı, can!

Anonymous fethiye şöyle demiş...(7/21/2005 03:18:00 AM 
Bilirim Ulkedeki islemlerin ne kadar uzun surebildigini. Soyle bir anim var anlatmadan edemeyecegim; her ne kadar bu agaclikla alakasi olmasa da... Emekli Sandigindan, o an icin calismadigima dair belge almam istenmisti bi ara. Ben de Adana'ya belgeyi almaya gitmistim ki ne duyayim, ODTU'den halA ilisigim kesilmemismis (istifa edeli 5 sene oluyordu!), daha sonra gerisin geri Mersin'e donup ODTU'deki ofisi aradigimda "bulamiyoruz istifa kagidinizi" lafini duyunca "kaybettiniz demek ki, yoksa baska nasil istifa edebilirim ki" demistim, aldigim cevap ise "sozlu istifa etmissinizdir"!!! O ana kadar bu kadar sacma bir cevap beklemiyordum ve
dayanamayip kadina "o zaman sozumu geri aliyorum ve 5 senelik maasimi istiyorum" demistim, annemin hayret dolu bakislari altinda. Sonunda halloldu is; tabii ki buldular istifa kaGIdimi ama ise bakar misin 5 sene surmus istifamin emekli sandigina ulasmasi. 5 koca sene! Bir de burasi ODTU.

Blogger Basak şöyle demiş...(7/21/2005 08:45:00 AM 
Gerçekten şaşırdım böyle bir şeyin ODTÜ'de yaşanmasına. Eşim Odtü'lü ve benim okulda yaşadıklarıma inanamıyor. Çoook dertliyim bu konularda çok! Ama ne yapalım; güzel şeyler düşünmeli. Ben de okulumla ilgisiz ama benim yeteneklerimle ilgili, beni mutlu edebilecek bir "iş" yapabilme araştırmalarımı ve çabalarımı sürdürüyorum; fotoğraf ve yazı. :))

Anonymous Elif Selcen ATAK şöyle demiş...(2/14/2006 12:42:00 PM 
Merhaba,
Siteniz cok keyifli ve özenle hazırlanmış, belli. Ankara'da yaşıyorum ama iki yıl eğitimim nedeniyle İstanbul'da kaldım. İlk yıl tam anlamıyla nefret ediyordum. Şimdi çok özlüyorum o giderek çirkinleşen şehrin sakladığı güzellikleri.
Böyle bir bitki müzesi Yalova'da Termal'de var. İnsana nefes almanın keyifli birşey olduğunu hatırlatıyor.
ODTU mezunuyum ve "üstelik burasi ODTU" seklindeki şikayetleri haklı bulamıyorum. Nereye gidersek gidelim bizim gibi insanlarla karşılaşırız.

Blogger Erdem HEKIMHAN şöyle demiş...(4/15/2006 10:16:00 PM 
Bu Arboretumu cok merak ettim yarın gidicem.. (15.04.2006) Mukemmel bir yer oldugunu soyluyorlar..
İnsan bu guzellikler karsısında hayrete dusuyor...

Blogger Enisk şöyle demiş...(8/23/2006 12:03:00 PM 
bu güzel yazı işin teşekkürler.
Arboretum kadar olamaz ama, süleymaniye arkasındaki (diyanet'in ordan girilen) botanik bahçesine de uğramanızı öneririm.

İstanbul'da iken oraya nasıl gidilir diye bi ufak araştırma yaptım.

Orada İstanbul Üniversitesi'nin Orman Fakültesi varmış ve otobüsle ulaşılabiliyormuş.

taksim'den veya 4.Levent'ten otobüs veya minibüsle ulaşmak mümkünmüş.,

site de yapmislar - ne kadar guncel bilemiyorum
http://www.orman.istanbul.edu.tr/muzeler/arboretum/index.htm

Anonymous padicd şöyle demiş...(9/09/2006 10:11:00 AM 
Guncel bilgi olarak 2006 da Arboretuma girebilmek daha da zor,dogru yanlis tartisilir ama 'impossible is nothing'.

Tavsiyem Bahcekoy de yasayan bir tanidik bulun rahat rahat Arboretumu ziyaret edin.

Ben mi nerede oturuyorum?, onuda siz tahmin edin...

Anonymous Adsız şöyle demiş...(10/27/2007 11:09:00 PM 
evet çok güsel bi yere benziyo ama yanlız 27102007 gününde gittim almadılar üye olman gerekiyo biz öğrenciyiz bizide kimse anlamıyo yaaa napabiliriz haftaiçi gelebilirsiniz diyolar yanlız bizim okulumuz geç saatte bitiyo ANLAMALARINI BEKLERDİK VE BİZLERİ İÇERİ ALMALARINI ÇOK İSTİYODUKKK ÇÜKÜ ÖDEVİMİZ VARDI BAŞKA ÇAREMİZ YOKTU AMA OLMADI:(:(:(:( bugün biz o kadar UZAK yoldan geldik ama almadılarrrrrrrr.......NEDENNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNN!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!

Anonymous Adsız şöyle demiş...(12/26/2007 08:28:00 PM 
güzel çok yardımcı oldu sagol

Çekinmeyin siz de yorum yazın
(Yorumlar anında görüntülenmeyebilir.)

<< Ana sayfa

Başak Gürbüz Derman

Başak Gürbüz Derman
İstanbul, Türkiye
gurbuzbasak{a}gmail.com

Kişisel Sayfam
Diğer Fotoğraflarım (Flickr)

Get Firefox!

Join the Greenpeace cyberactivist community and start making waves.