Sabırtaşı'nın İçli Köftesi (95)
Pazar günü listenin 96. sırasındaki Zencefil'in sebze salatasını denemek üzere İstiklal Caddesi'ne gittik, fakat tadilat nedeniyle kapalı olduğuiçin 95. sıradaki Sabırtaşı'na doğru yola koyulduk. Sabırtaşı İstiklal Caddesi'nde meydandan Tünel'e doğru giderken, Yapı Kredi Bankası'nın karşısında, 216-218 numaralı binanın beşinci katında.Henüz yukarı çıkmadan, binanın kapısında beyaz önlüğü ile bizi çok tatlı bir bey karşıladı. Gün, çok sıcak ve bizim için yorucu olduğundan beşinci kat gözümüzde büyüdü. Her basamakta yemeğin bu yorgunluğa değmesini dileyerek yukarı çıktık. Lokantaya girdiğimizde bizi adeta bir bahçe karşıladı; her tarafı çiçeklerle ve sarmaşıklarla kaplı sevimli bir lokanta. Hemen cam kenarında bir yere oturduk. İstiklal Caddesi boylu boyunca görünüyor yukarıdan.
Hafif hafif Türk sanat müziği çalıyor, radyoda. Hangi radyo kanalı olduğunu biliyorum çünkü babam İstanbul'a geldiğinde hemen ayarlar o kanalı; sabahtan başlarız dinlemeye, akşama kadar açık kalır. Gün içerisinde birden huzur dolduğumu hissederim; usul usul çalarken Türk sanat musikisi. Babamlarla dinlerken hoş oluyor, insan dinleniyor ama nedense yalnızken dinlediğimizi anımsamıyorum. Böyle arada bir iyi geliyor bünyeye.
Her neyse; gelelim yemeklere: Çorba olarak "Ekşili Çorba"nın olduğunu duyunca gözlerim parladı. Hemen sebebini anlatayım: Ben Maraş doğumluyum, hayatımın sadece iki senesi orda geçmiş, geri kalanı Ankara'da, son iki senesini de daha önce anlattığım gibi İstanbul'da geçirdim. Annem ve babam ise Maraş'ın bir ilçesi olan Afşin'de doğup çok uzun yıllarını oralarda geçirmişler. Dolayısıyla Maraş yemeklerini iyi bilirim. Herkes kendi annesinin en güzel yemeği pişirdiğini söyler, değil mi? Ama işte benim annem, gerçekten çok iyi yemek pişirir! Annem aslında çerkes, ama annemin pek çerkes yemeği pişirdiğini görmedim. Anneannem sırlarını paylaşmıyor galiba...Ekşili Çorba da bir Maraş yemeği. İçinde kırmızı mercimek, döğme (yarma diye de anılır bazı yörelerde) ve nohut var. Hepsi bir kaynatılır ve pişirilir. Piştikten sonra içine, pazı veya ıspanak veya patlıcan doğranıp konulur, o da pişince içine limon sıkılır ve üstüne sos dökülür. Sos da hafif ısınmış zeytinyağının içine atılan pul biber (Maraş'ın pul biberi de harika olur), nane ve sarımsaktan oluşur. Çok lezzetlidir. İşte bu yüzden gözlerim parladı menüde ismini görünce... Tadına baktık ve aynı anneminkinin lezzetinde olduğunu görünce çok sevindik. Özlemişiz...
Asıl denememiz gereken İçli köfte ise harika bir salatanın eşliğinde geldi. Şimdi burda size yine annemden bahsetmem gerek: Annem harika yapar içli köfteyi; henüz daha güzelini yemiş değilim; ne lokantalarda ne de tanıdıklarda. Bol cevizli olur anneminki. Daha çok haşlamasını yeriz. Ben de yavaş yavaş kapmaya çalışıyorum işin inceliklerini annemden. Annem yaparken küçük ablamla beraber yardım ederiz bazen. Annem o kadar hızlı yapar ki, dünyanın en kolay işi zannedersiniz izlerken; ama öyle değil, yapmayı deneyince anlıyorsunuz ki çok zahmetli bir iş. El hüneri ister...Tadını tutturmak ise ayrı bir marifet...
Sabırtaşı'nın içli köfteleri kocaman, doyurucu ve çok lezzetli. Anneminkinin dışında yediğim en güzel köfte. Anneminkiyle tadı bir değil ama onun kadar lezzetli. Ceviz de var içinde. Yedikten sonra da rahatsız etmiyor insanı. Çok güzel! Bir kocaman içli köfte iki buçuk YTL.
Servisle ilgilenen beyi de pek sevdik; çok ince ve güzel bir insan.Maraşlı olduğumu söylediğimde biraz sohbet ettik. Ali beye anlatmış, Ali bey de yukarı kadar çıkmış. Kendisiyle tanıştık ve sohbet ettik. (Binanın girişinde karşılaştığımız bey, Sabırtaşı'nın sahibi Ali Topçuoğlu'ymuş.) Sabırtaşı kurulana kadarki hikayesi Züğürt Ağa'yı anımsattı bize. Maraş'taki işleri bozulup iflas edince, 1987 senesinde altı çocuğu ve eşiyle birlikte İstanbul'a gelmişler. Geçinmek için içli köfte yapıp satmaya karar vermişler. Eşi Fatma hanım senelerce köfte yapmış evde, Ali bey de Beyoğlu'nda satmış. Zamanla ünü yayılmış köftelerin; Hyatt ve Hilton'dan siparişler gelmeye başlamış. En sonunda da İstiklal Caddesi'ndeki bu lokantayı açmışlar. Ali bey hala devam ediyormuş caddedeki satışlarına.
Böyle güzel bir gündü işte...Canınız içli köfte istediğinde, Sabırtaşı'na gidin. Onbeşinci kat olsa yine çıkardım. :))

Bu yazıya ilişkin yorumlar (13)
Nasıl burnumda tüttü şimdi, içli köfteler ve tabi istiklal. Belli oldu en yakın zamanda gidilecek ve ilk iş iki tane içli köfte yenecek! yeter mi dersin :)
mantıyı okadar güzel yapıyorlarkii ve mustafa abii müşterileriyle yorulmadan ilgileniyor.tavsiye edeceğim tek ve mükemmel bi yer...
Eğer haşlama içli köfte seviyorsanız Adana Asmaaltı Selamiçeşmeyi öneririm. Bir kez deneyiniz.
Ahmet
Çekinmeyin siz de yorum yazın
(Yorumlar anında görüntülenmeyebilir.)
<< Ana sayfa